Dergi Yazıları 

Ahmet Cemal Gürsoy

Gelecek Köprüsü Nasıl Çalışır?

Berna Kamacı Gürsoy

Geleceği Gerçekle Yazmak

Avni Onur Sevinç

Değişen Dünya İçindeki Anlayışlarımızın Beslenmesi ve İletişim

Hande Ersoy

Gelecek Köprüleri Nasıl Kurulur?

Berna Elkabeş

Gelecekteki İnsanlık Hedefimiz Ne?

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

Berna Elkbeş

Haz Duygusunu Yenemezsek?

Ahmet Cemal Gürsoy

Zaman Ağardığında

Avni Onur Sevinç

Hayatı Yaşamak Üzerine

Farkındalığın İyileşmeye Etkisi ve Gurdjieff Öğretisi -2. Bölüm

Yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz....

4.  FARKILDALIKLA DEPRESYON, KAYGI GİBİ PSİKOLOJİK SORUNLAR AŞILABİLİR Mİ?
 

Bilişsel Davranış Terapileri'nde "Üçüncü Dalga" akımlarından biri olan Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi kronik acı, anksiyete bozukluğu, depresyon, posttravmatik stres bozukluğu, obsesifkompülsif bozukluk, madde bağımlılığı ve kişilik bozuklukları gibi pek çok klinik bozuklukta etkin bir müdahale yöntemidir.

Üçüncü Dalga terapileri, Zen felsefesini yapılandırılmış bilimsel bir psikoterapi yönteminin merkezine almıştır. Birçok kişi yalnızca meditasyon uygulamasını öne çıkarsa da gerçekte açıklık,farkına varma, odaklanma gibi ayrıntılar da vardır.

Farkındalık yöntemi uygulanan kişilerde genel olarak görülen sonuçları;

•             Olumsuz yaşam deneyimleri karşısında duygu ve düşüncelerini değiştirebilme,

•             Geçmiş ya da gelecek nedenli kaygıları aşabilme ve şimdiki zamanı en iyi biçimde değerlendirme, seçimlerinde en uygun ve uyumlu durumu yakalama,

•             Tükenmişlik ve depresyon durumlarıyla baş edebilme, alışkanlıklarını, bağımlılıklarını aşabilme

•             İletişime, işbirliğine açık olma, ekip çalışmalarına yapıcı katılım sağlama, çözüm odaklı olma gibi başlıklar altında sıralayabiliriz.

Farkındalık çalışmalarının köken bilgileri psikologların ilgi alanına 1980'li yıllardan çok daha önce girmişti. 1940'larda Jung ve 1950'lerden sonra Erich Fromm, Doğu öğretilerini, kadim bilgeliği gündemlerine almışlardır.

Psikanalizin kadim bilgelikle ilişkileri Carl Gustav Jung'un çalışmalarıyla başlar. Doğu ve Uzak Doğu bilgeliklerinden süzülen bilgiler Jung'un birçok makale, yapıt ve "arketipler, kollektif bilinç" gibi temel kuramlarına yansımıştır. Jung'un mistik ilgileri onun bilim çevrelerince dışlanmasına neden olmuştur; oysa Jung dikkate değer katkılar sunmuştur. Psikolojik tiplemeler, kompleksler teorisi, çağrışım testi gibi özgün bilimsel katkıları günümüz psikolojisi ve psikiyatrisi yerini korumaktadır (Ukray, 2014).

Erich Fromm, Zen Budizm üzerine konferanslarında yöntem olarak ayrılsa da Zen'in amacıyla psikanalizin amacının benzerliğinden söz eder. Bir zen üstadının psikanalistle benzer amaçları olduğu ve öğrencilerine yaklaşımlarının yeri geldiğinde aynı olduğunu belirtir. İnsanın esenliği, sevgiye yönelmesi ve yeteneklerini fark etmesi gibi içerikleri nedeniyle "Doğu'nun armağanı" dediği Zen öğretilerini önemser(Fromm,1978).

5. ERİCH FROMM VE DOĞU BİLGELİĞİ

Gurdjieff ve öğretisi üzerinde durmadan önce psikanaliz ve Zen Budizm üzerine çalışmalar yapmış bir varoluşçu psikanalist, sosyolog ve filozof olan Erich Fromm’un bakış açısını ve zen fikirlerini ayrıntılandırmak yararlı olacaktır.

“Zen özellikle bir kimsenin kendi yaradılışının niteliğini görebilme sanatıdır. Bağımlıktan özgürlüğe çıkış yoludur; bizi aklımız kaçırmaktan ve bir kötürüm, bir yarım adam olmaktan korur ve içimizdeki mutluluk ve sevgi olanaklarını ortaya çıkarır.''(Fromm, 1990).

Zen'in temel amacı aydınlanmayı sağlamaktır. Aydınlanmamış hiç kimse Zen'i başarmış sayılmaz. Satori denilen aydınlanma, trans ya da anormal farklı bir durum değildir. Farkındalığın daha yüksek, daha neşeli ve daha berrak, daha canlı, yaşamla uyum içinde olunan bir haldir. Aydınlanma, dış dünyanın farklı bir nesne olarak almadan, bir olduğunu kavramaktır.

Zen’in bir amacı da "özgürlük" kazandırmaktır. Her türlü korkudan, bağlantıdan özgürleşme, tüm bağımlıklardan kurtulmaktır. Buda ile bağlantıları bile böyle olmalıdır. Bu ise istekle büyümeli ve gelişmelidir.

Psikanalizin amacı bilinçdışını bilince taşımaktır. Bilinçaltında baskı altında kalmış benlikler, çocuksu gerçekliğiyle dünyaya bakmakta, dünyayı ve gerçekliyle o kalıplarla değerlendirmektedir. Gördüğü insanın gerçek doğası değil gözlüklerin arkasından baktığı, kendi kalıplarına koyduğu insandır. Psikanaliz bu çocuksu yapıyı analiz etmekte, insanı gerçek yaşantısına yaklaştırmaktadır. Analiz sırasında insan kendine dair inançlarıyla yüzleşir.  En dürüst, en doğru, en sevgi dolu kimliğin altında yaşayan kindar, öfkeli, suça meyilli çocuklarla tanışır. Bu sayede kendi içinde yaşayanları gördükçe etrafına yansıtmaktan vazgeçebilir.

Yöntemsel olarak bakıldığında ise tamamen farklı yöntemler kullanarak çalışırlar. Zen Budizm’nde beden ve zihin terbiyesi çok önemlidir. Zihnini farkındalıkla kullanarak, kendi yaratılışını görmeyi hedefler. Psikanaliz ise, bilinçaltıyla yüzleşme ve analiz etme yöntemleriyle kişiyi özgürleştirmeye çalışır. 

GEORGE IVANOVİÇ GURDJIEFF

George İvanoviç Gurdjieff, yirminci yüzyılın ilk yarısında etkili olmuș, ruhani öǧretmen, guru ve yazar olarak tanıtılır. Şimdi onu biraz daha ayrıntılı tanıyalım.

Gurdjieff, Anadolu topraklarında, Kars’ta çocukluğunu geçirir. O zamanın Kars'ında, Türk, Ermeni, Rus ve Yezidi kültürleri iç içedir. Gurdjieff'in babası marangoz ve aynı zamanda bir halk ozanı olarak bilinir.

Gurdjieff insanlığın bir yanılsama (illüzyon) içinde yaşadığını, kendi gerçeğinin farkında olmadığını söyler. İnsanların çok azının uyanık olduğunu ve Dünya hapishanesinden kurtulabileceklerini savunur. Bunun için insanın kendisini oluşturan biyolojik ve psikolojik yapıyı bilmesi, kendini o yapıların baskılarından kurtarması gerekir.  

Gurdjieff'in arayışı, onun genç yaşlardan itibaren Orta Asya, Mısır, Hindistan, Tibet ve Roma gibi merkezlere yolculuk etmesine neden olur. Bu yolculuklarıyla ilgili en önemli kaynak "Olağanüstü İnsanlarla Karşılaşmalar" kitabıdır. Kitabındaki her bir bölüm ayrı bir "olağanüstü insan"a ayırması ve bunların "Hakikati Arayan" topluluğunun bir üyesi olması ilgiye değer.

1907’nin sonunda Gurdjieff Taşkent’e gider ve orada şifacı olarak çalışır. Uyuşturucu, alkol bağımlılarını tedavi eder. Gurdjieff, 1915 yılında Ouspensky'yi ve 1916'da besteci Thomas de Hartmann ve eşi Olga'yı öğrenci olarak kabul eder. Ouspensky, Gurdjieff'in öğrencisi olmadan önce de gizemli konular üzerine bir yazar olarak ünlüdür. 1918’de Ouspensky, Gurdjieff'ten ayrılarak İngiltere'ye yerleşir ve burada Dördüncü Yol üzerine eğitimler vermeye başlar(Hartmann, 1992).

1921'den sonra Gurdjieff,  Batı Avrupa'ya gider. Berlin ve Londra gibi kentlerde çalışmalarını sürdürür. Gurdjieff "İnsanın Uyumlu Gelişimi Enstitüsü"nü Paris'in güneyindeki Fontainebleau-Avon'daki Prieurédes Basses Loges'da kurar. Bu dönemde Gurdjieff öğretisine katılanlar genellikle orta sınıf entelektüelleri olur.

1924'ten itibaren, Gurdjieff Kuzey Amerika'ya gider ve daha önceden A.R. Orage tarafından eğitilen öğrencileri kabul eder. 1948 yılında, Gurdjieff ikinci araba kazasını geçirir, iyileşmesinden sonra, “Beelzebub'un Hikayeleri"nin son baskısı için çalışır. (Gurdjieff, Gerçek Dünyadan Manzaralar, 2003).29 Ekim 1949 yılında, Fransa'daki Neuilly-sur-Seine'de Amerikan Hastanesi'nde yaşama gözlerini kapar ve Fontainebleau-Avon mezarlığına gömülür.

6.  DÖRDÜNCÜ YOL ÖĞRETİSİ

Farkındalığını geliştirmek için de uykuda olduğunu kabul etmek ve uyanmaya çalışmak gereklidir. İnsanlar yüzyıllardır bu uyanmanın peşinde olup birçok yol denemiştir.

Fakirin Yolu denilen fizik bedenle çalışma bunlardan birincisidir. Fizik bedenle çalışanlar beden üzerine uyguladıkları çeşitli yöntemlerle, alıştırmalarla fiziksel irade ve güç kazanmak için çalışır ancak duygular ve zihin üzerinde çalışmayı ihmal eder.

Keşişin Yolu denilen ikinci yolda beden üzerinde değil de duyguları üzerinde çalışır bu da fakirin Yolu gibi çok uzun süren bir çalışmadır din, iman konularına adanır bütün hayat. Büyük fedakârlık ve güçlüklerle duygular kontrol denetim altına alınmaya çalışılır.

Yoginin yolu da üçüncü yoldur ve zihinle çalışılır. Her şeyi öğrenmeye çalışırlar her şeyi bilmeye çalışırlar ancak duygularını ve bedenlerini kontrol edemedikleri için bilgilerini kullanamazlar. Bu üç yolun ortak özelliği dünyaya ait şeyleri bırakarak bu yolları çalışmaya başlayabilirsin. Kişinin sahip olduğu her şeyi bırakması beklenir. Fakirin Yolu, Keşişin Yolu, Yoginin Yolu gündelik hayatın dışındadır. Dördüncü Yolda en önemli şey anlayışın artmasıdır. Dördüncü Yol beden, zihin, duygu üzerinde birlikte çalışır, hiçbirini ihmal etmez. Bir başka özelliği de bireysel yapılabilen gelenekçi bir çalışma değildir.

Gurdjieff, çalışmalarını özgürleşme, uyku hapishanesinden kurtulma olarak görür ve bu çalışma ne fakirin ne keşişin ne de yoginin yoludur, o Dördüncü Yol'dur. Dördüncü Yol çalışması, dışsal yaşamın bütün biçimleriyle ilişkili olarak sürdürülür. Koşullardaki her değişme bir derstir, çünkü yaşam bir öğretmendir. Çalışma, yalnızca bir insanın kişisel çabalarıyla canlılığını sürdürür ve onu dönüştürür(Nicoll, 2008).

 

6. 1. ÇALIŞMA FİKİRLERİ

Çalışma’nın amacı kişinin kendini değiştirerek anlamın dönüşmesidir. Bu anlamların dönüşmesi eski duygu ve düşüncelerden özgürleşme oranında gerçekleşir. Bizler Çalışma’yı sürdürmeyi başarabilirsek geriye dönüp baktığımızda ne kadar yol aldığımıza şaşırırız. Bu senin varlık seviyenin değiştiğini gösterir. Düşüncelerinizin geçmişte yanlış bağlantılar kurarak, zorlayarak karışıklığa nasıl sebep olduğunu görürsün.

Katılaşmış düşünce Çalışma’da kristalize olmuş kelimeleri ile ifade edilir. Sürekli aynı düşünen kişi o düşünce doğrultusunda oluşturacağı tavır ve edineceği tutum kristalize olmuştur. Hep dışlandığını düşünen biri binlerce kez bu düşünce ile özdeşleşmiştir. Binlerce kez özdeşleştiğin dışlanma düşüncesine uygun bir tutum sahibi olursun. Bu şekilde düşünmeyi sürdürdükçe de ruhsal olarak hastalık görülmeye başlar. Bu kristalleşen düşünceler kişiyi ve çevresindekileri mutsuz eder. Bu durum şuurlu değildir, arka planda açık kalmış bir program gibidir. Sonucunda hayatında somatik olarak da tezahür edebilir ve görünür olmaması işi zorlaştıran kısımdır. Onu Görünür kılmanın tek yolu Çalışma yani kendini gözlemlemedir (Nicoll, 2008).

(Devam edecek)

Günay Gültakın

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.