• Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.

Dergi Yazıları 

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

Berna Elkbeş

Haz Duygusunu Yenemezsek?

Ahmet Cemal Gürsoy

Zaman Ağardığında

Avni Onur Sevinç

Hayatı Yaşamak Üzerine

Esra Ersoy

Olanları Olmaya Bırakma Sanatı

Merve ay

Bırakmaya Güvenmek

İçsel Buluşma Anlarımız

Zihninizin geçmiş ve gelecekle bitmek bilmez bir biçimde meşgul olması ve şimdiki an'ı onurlandırma, kabullenme ve onun olmasına izin verme konusunda isteksizliğe neden olur. Bu zorlanma, bu dürtü geçmiş size bir kimlik verdiği, gelecek de bir kurtuluş, bir doyum vaat ettiği için ortaya çıkar. Bunların her ikisi de illüzyondur.

​Her zaman dikkatimizi anın içinde tutabiliyor muyuz? Tabi ki hayır. Peki, dikkatimizi dağıtan şeyler nelerdir biraz bundan bahsetmek istiyorum.

  • Benliklerimiz.

  • Zihin ile özdeşleşmek

  • Korkularımız

  • Alışkanlıklarımız

  • Geçmişte yaşamak

  • Gelecek kaygılarımız 

  • Benliklerimiz

  • Küskün benlik

  • Dalkavuk benlik

  • Kendini beğenmiş benlik

  • Melankolik benlik

  • Cimri benlik

  • Korkak benlik

  • Planlamacı benlik

  • İntikamcı benlik

  • Miskin benlik

  • Zihin ile özdeşleşmek

Bizi en çok andan uzaklaştıran şey zihnimiz ve onun yarattığı düşüncelerdir. Düşüncelerimiz hep ilgi çekmek ister. İlgiyi yakaladığında da büyüdükçe büyür ve başka başka düşünceler doğurur. Bir örnek vermek gerekirse buraya konferansa gelirken yaşadığınız herhangi bir sorunu düşünmeye başladığınızda şu anın içinden kopmuş olursunuz. Ya da diyelim ki şu an karnınız aç karnınızın aç olduğunuz düşünmeye başladığınızda aklınıza en sevdiğiniz yemekler gelir ve bu yemekleri yemek varken ben niye buradayım, diye düşünmeye başlarsınız.

 

Bu tür düşünce kalıplarından kurtulmanın yolları var:

  1.  Düşünceleri izlemek, izleyici olmak

Düşüncelerimizi izlerken hiçbir yargıda bulunmadığımızda düşünce akışı durur.

    2. Şimdiye odaklanmak yani dikkatimizi yaşadığımız ana şimdiye yöneltmek. Şimdiye odaklandığımızda düşünce akışında boşluk ve düşüncesizlik hali oluşur.

 

Peki düşünce akışı durduğunda ne olur?

1-Sessizlik ve huzur hissedersiniz. Bu öz ile  bir olma halidir.

                2-İçinizde derin ve öte bir sevinç yükselir bu özün sevincidir.

                3-Daha enerji dolu canlı uyanık ve farkında olursunuz

                4-Fiziksel bedene yaşam veren enerji alanının frekansı yükselir.

                5-Bilincimizin ışığı güçlenir.

 

Korkularımız

 

Korku çocukluk döneminden itibaren yaşadığımız evcilleştirilme sürecinin bir sonucudur. Korku hastalıkların ,savaşların,ve doğuştan hakkımız olan keyif alma duygusuna yabancılaşmanın kaynağıdır. Diğer tüm korkuları da içine alan en büyük korku kaybetme ve ölüm korkusudur.Korku yeryüzünün tutsaklığıdır. Korku bizi bağlayan ve gerçekten olduğumuz kişi olmamızı engelleyen bir şeydir. Korkularımız enerji akışını engeller ve tüm yaşamımız boyunca bizi ayni alan içinde tutar.bu da bizim döngüsel olarak hep ayni tip olayları yaşamamıza sebep olur.

 

Belli başlı bazı korkularımızdan bahsedelim;

 

               -Yalnızlık korkusu

              - Yükseklik korkusu

              - Hayvan korkusu

              - Terk edilme korkusu,

              - Karanlık korkusu

              - Başarısızlık korkusu

 

Yalnızlık korkusu;

 

Bazen çok büyük kalabalıklar içerisinde olsak bile kendimizi yalnız hissederiz . Bu da bizi anın içerisinden uzaklaştırır. Yalnızlık korkusunu tetikleyen en önemli unsur sevgi eksikliği hissinden kaynaklanan birliği hissedememe halidir diyebiliriz.

 

Yükseklik korkusu;

 

Bir an için Nemrut dağında olduğunuzu , güneşin o muhteşem doğuşunu veya batışını seyrettiğinizi düşünün. Eğer içinizde yükseklik korkusu var ise o anın o muhteşem güzelliğinin farkına varamazsınız.

 

Hayvan korkusu;

Hepimizin yabani hayvanlardan korkması kadar doğal bir şey olamaz. Ama bir çoğumuzun içinde evcil hayvan korkusu da vardır. Mesela ben… Çocukluğumdan beri gelen köpek korkum vardı. Bu korku ile yaklaşık 45 sene kadar yaşadım . Bir gün kalabalık bir grupla açık havada gözlerimiz kapalı meditasyon yaparken ellerimi bir şeyin yaladığını hissettim. O an meditasyonda olduğumuz için bir korku hissetmedim . Meditasyon bittiğinde gözümü açtığımda bir köpeğin uzaklaştığını gördüm. Bu kadar kalabalığın içinde köpeğin benim elimi yalaması benim için bir işaretti ve o gün köpeklerle barıştım.

 

Terk edilme korkusu;

Ben yatılı okulda okudum. O dönemde okula ilkokuldan sonra sınav ile giriliyordu. Sınavı kazandım ama okula başlamadan önce sağlık kontrollerinden geçmem gerekiyordu. Tetkikleri yaptırmak iki üç günü bulduğu için okula geç başlamak zorunda kaldım. Annem ile okula gittik müdür yardımcısı yanıma bir öğrenci vererek okulu tanımam için eni odasından gönderdi. Odadan çıktığımda annem oradaydı. Yaklaşık bir saat sonra müdür yardımcısının yanına gittiğimde annemin orada olmadığını gördüm. Öğretmenim annemin geri geleceğini söyledi. Yemek saati olduğu için yemekhaneye yemek yemeye gittim. Geri döndüğümde öğretmenim içinde eşyalarımın olduğu çantayı bana verdi ve bunu annen bıraktı dedi. Annem beni bırakıp gitmişti. Böyle bir okulu kazanmanın önemini fark etmek yerine gözlerim acıyıp uyuyakalana kadar annem beni bırakıp gittiği için ağladım.

 

Geçmişte yaşamak

 

Hepimizin geçmişte yaşadığı iyi ya da kötü anlarımız olmuştur. Yaptığımız hatalar kızgınlıklarımız, öfkelerimiz, vardır ya da bizi mutlu eden anlarımız olmuştur. Önemli olan onları sürekli şu anın içine çağırmak yerine geçmişte yaşadığımız iyi ya da kötü ne varsa kabul edip bir kenara koymak ve sürekli hatırlamamaktır. Eğer böyle yaparsak bir süre sonra geçmişte yaşadıklarımız beynimizden yavaş yavaş silinecektir. Geçmişe takılıp kaldığımızda unutmayın ki hep şu anı yani şimdiyi kaçıracağı. Yani hayatı hep ıskalamış olacağız.

 

Gelecek kaygılarımız

 

Doğduğumuzdan itibaren 3,5 yaşına kadar özümüzle bağlantıda oluruz O nedenle hep çocuk saflığında yaşamak deyimi çok kullanılır. Ancak 3,5 yaşından sonra çevremizdeki faktörler devreye girer. Yaşadığımız aile, okul, mensup olduğumuz dini kurallar gibi faktörler bizi özümüzden uzaklaştırmaya başlar.

 

Gelecekle ilgili kaygıları yaşarken bir de bakmışız ki ömrümüzün arısını bitirmişiz. En önemlisi de o ana gelene kadar yaşamış olduğumuz güzel anları kaçırmışız. Unutmayın ki mutluluk ulaşmak istediğiniz zirvede değil o zirveye ulaşıncaya kadar yaşadıklarınızdadır.

 

İçsel dikkat nasıl oluşur?

 

Hayatın içinde yaşadığımız olaylar karşısında günlük olağan şuurumuz ile hareket ederek  düşüncelerimizle, duygularımızla, tepkilerimizle, arzularımızla ve nefretlerimizle özdeşleşiriz.  Bu  çoğu insanın normal halidir. O haldeyken, egosal zihin tarafından yönetiliriz ve Varlığımızın farkında olamayız.

İçsel dikkat kendini gözlemleme ile başlar. Kendinizi gözlemleyerek zihinsel-duygusal halinizi izlemeyi bir alışkanlık haline getirin. "Ben şu anda mutlu muyum?" sorusu kendinize sık sık sorabileceğiniz iyi bir sorudur. Ya da, "Şu anda içimde ne oluyor?" diye sorabilirsiniz. İçinizde ne olduğuyla, en azından dışarıda ne olduğuyla ilgilendiğiniz kadar ilgilenin. Eğer içinizi yoluna koyarsanız, dışarısı da yoluna girecektir. Esas gerçeklik içinizde, ikincil gerçeklik dışınızdadır.

 

Kişinin dikkatini entelektüel veya duygusal merkeze yönlendirmesi içsel dikkat gerektirir.İçsel dikkat kendini gözlemleme ile başlar.Bedenin kas gerginliğine şuur yerleştirmek hem içsel hem de dışsal dikkattir.

 

 

Yaptığınız şeyi yaptığınız için içerliyor musunuz? Bu sizin işiniz olabilir, ya da siz bir şeyi yapmayı kabul etmişsinizdir ve onu yapmaktasınızdır, ama bir yanınız ona içerlemekte ve direnmektedir. Size yakın bir insana karşı açığa vurulmamış bir içerleme taşıyor musunuz[sg1] ? Ne hissediyorsunuz? Dikkatinizi bedeninize yöneltin. Bedeninizde bir gerilim hissediyor musunuz? Bir kez düşük düzeyde bir huzursuzluk, geri plânda bir cızırtı bulunduğunu saptadığınızda, Şimdi'yi yadsıyarak yaşamdan nasıl kaçtığınızı, ona nasıl direndiğinizi ya da onu nasıl yadsıdığınızı görmeye çalışın

 

Bundan dolayı yaydığınız enerjinin çok zararlı etkileri olduğunu, onunla hem kendinizi hem de çevrenizdekileri kirlettiğinizin farkında mısınız? İçinize iyice bir bakın. İçinizde içerlemenin, gönülsüzlüğün en ufak bir kırıntısı var mı? Eğer varsa, onu hem zihinsel hem de duygusal düzeyde gözlemleyin işte bu bir içsel dikkat halidir.

 

Sizin mutsuzluğunuz sadece içsel varlığınızı ve çevrenizdekileri değil, aynı zamanda ayrılmaz bir parçası olduğunuz ortak insan psişesini de kirletmektedir. Gezegenin kirlenmesi, sadece içsel psişik bir kirlenmenin -milyonlarca bilinçsiz bireyin içsel alanının sorumluluğunu

üstlenmemesinin- dışsal bir yansımasıdır.

 

Dikkatimizi anın içine getiren en önemli şey nefesimizdir. Nefes alıp vermek anın içinde olmamızı sağlayan en temel şeydir. Kendimizin ve bedenimizin farkına varmak ve kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek, her an şükretmeyi hatırlamak da bizi anda tutar.

 

Böyle anlarımızı gün içinde ne kadar çoğaltırsak anda kalma anlarımızda o kadar çoğalır. Anda kalabilmek için kendimizi negatif duygulardan ve içsel kaale almalardan arındırmalıyız.

 

Şimdiye odaklanarak sevgi ve ışıkla kalın.

 Turgay Genç