Dergi Yazıları 

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

Berna Elkbeş

Haz Duygusunu Yenemezsek?

Ahmet Cemal Gürsoy

Zaman Ağardığında

Avni Onur Sevinç

Hayatı Yaşamak Üzerine

Esra Ersoy

Olanları Olmaya Bırakma Sanatı

Merve ay

Bırakmaya Güvenmek

Eda Eraydın

Karanlığın Çarkından Özgürleşmek

Hande Ersoy

Kıymetli olanın ne olduğunu anlamak... | Psişik Süpürge

Ceylan Öztürk

İllüzyon ve Anda Kalmak

Hande Ersoy

Eski Defter

Miskinlik Üzerine Diyalog

X: Bahçeye açılan verandanın açık olan kapısından içeri girdi Y ve bana derin derin baktı. Onu tanıdığım için bildim ki yine içindeki kuyudan bir şeyi yukarı çıkarmış.

Y: “Bugün bir kafeye gittim. Yanımdaki rafta kitaplar vardı. Lügat365’de vardı. Aldım ve sayfalarını karıştırmaya başladım. “Miskin” kelimesini gördüm. Durakaldım… Gözüme değer değmez sorgulama başlatan bir anahtar, sembol gibiydi.” dedi ve sustu.

X: Gülümsedim. “Belli ki içini genişletecek bir ipucu daha buldun.” dedim. Bir süre sustuk. Salonla bir arada olan mutfağın masasına ilişiverdik. Ona sormadan çay koydum. Yine bildim ki ihtiyacı vardı çaya. Konuşmaya devam etti:

Y: “Miskinin açıklamasını sana da okuyayım. Çok tembel ve uyuşuk kişi. Mıymıntı. Aciz. Hoş karşılanmayacak durumlarda bile tepkisiz. Kökeni Arapça imiş. Hareketsiz kalma ve durgunluk manasına gelen sükun kelimesinden türetilmiş. İslamiyet'te yoksul, düşkün anlamına da geliyor. Ayrıca sükunet dinginlik manasında da kullanılıyor biliyorsun. Enteresan iki uç gibi. Neyse bunu da konuşuruz belki...” dedi.

X: Çayından bir yudum aldı. Başını bahçeye doğru çevirdi. Ne bulduysa içindeki kuyuda onunlaydı anlaşılan. Devam etti sonra konuşmaya:

Y: “ “Yoksul” kelimesi de ayrıca dokundu, sorgulama başlattı. Gerçeğine yoksul olmak… Kutsal Sevgiden kopuk olmak… " dedi ve sustu. Sonrasında:

Y: “Yoksul” istenilen özellikte, nitelikte olmayan, yetersiz tanımlaması ile tüm potansiyelini, kapasitesini henüz tam olarak bilemeyen biri için nasıl bir sınırlamadır bu…”

X: Sessizlik oldu ve bir süre çaylarımızı içmeye devam ettik. Sessizliğin sonunda şöyle dedi:

Y: “ Miskinliğin kendimi idare etme, irade gösterme acziyetini görmeye başladım. Bunun sonu “kurban” psikolojisine kadar varıyordu. Zavallı hissetmek, aciz hissetmek, hissettikçe uyuşuk, tembel, hareketsiz çarkında dönüp durmak. Bilirsin biyoloji de psikolojiyi takip eder. Birbirlerini etkilerler. Nasıl bir döngü yaratıldığını düşünsene? Üretmeyen, dönüştürmeyen. Okumuştuk seninle geçen gün Ouspensky’den “Toz, toza.”a götüren tutumlar silsilesi…”

X: Bir süre sustu. İçinde bir şeylerin sağlamasını yapıyor gibiydi. Ve devam etti:

Y: “Miskinliğe yol açan yaklaşımların başında “erteleme” alışkanlığımın olduğunu buldum içimdeki labirentlerde gezerken. “Sonra hallederim, yaparım!” bir tür zehirdi sanki. Uyuşturan, hareketi engelleyen. Bir an sonra diye bir şey yokken, sonra yaparım ne demek yahu? Şöyle bir çarptı yüzüme. Hani soğuk duş derler ya… Bir an sonra ne olacak beklentisinin öldürdüğü anı kaçırma illüzyonu. Dikkat ve hissetmek güvenle an’da gelenler.

Ertelemek; özle buluşmayı ertelemek! Asıl işimizi ertelemek! Tam özün seninle konuşacakken eline kitap almak, televizyonu açmak, arkadaşını aramak, kendini unuturcasına, merkezinden uzaklaşırcasına yardımsever olmak… Sonsuz sayıda ayartan sayabilirim. Ne ironi değil mi? Okuduğun kitaplar, gittiğin kurslar, seminerler hep bunun içinken, sen gel onu duymamak için elinden geleni yap. Kendine sağır ol!

Ertelemek yeni bir şey yapmayı da engeller. Taklitlerle yetinirsin. Taklit etmek de miskinliktir… “

X: Dedi ve yine sustu. “Taklit etmek de miskinliktir.” Bu da bana çarpmıştı. Bu yaratıcılığını ifade edememek, ortaya çıkaramamak demekti. Bir an içimdeki enerjilerde dolaştım. Enerjini yukarı merkezlerine pompalayacak gücü bulamayacak kadar ölü olmak… Köklenmemiş olmanın perdesini açtı. Bu da zaten ölüyüm, hareket etsem de ne olacak ki? fikrinin kökeni sanki. Yani her daim taze, harekette olandan nasıl ayrılık fikri geliştirdiğimizin.

Y: “Kim ister ki bunları? Tabii ki hayatı beslemek isteyen alt benlikler.” dedi.

X: “Geçen gün konuştuğumuz konu değil mi? Dünyaya, madde yaşamına bizi çapalayan benlikler.” dedim.

Y: “Evet. Bunlar öze karşı sağırlık oluştururlar ki hayatta kalabilsinler, Yol’dan alıkoysunlar. Öyle inceden çalışırlar ki, düzenleri devam etsin, oradaki rolleri devam etsin. Ertelemek, uyuşukluk, miskinlik, hareketsizlik bu tuzaklardan. Merkezden uzaklaştırmak için. Kurslar, sosyal hayat, kendine zaman ayırmak, aile, içinde, çevrende yardımsever koşuşturma çabaları, yoğun iş hayatı, partnerlere bağlanan dıştan beklenen tamamlanma ihtiyaçları, mutfağın, evin düzenine fazlaca bağlanmak miskinliğin, ataletin farklı yüzleri. Uzar gider bu liste. Bir kere yakaladı mı bu farkındalığı insan daha kolay yakalayabilir bu kaçışları.

Dikkatte olmak önemli, her adımda, harekette, sözde. Uyumak için mi, uyanmak için mi yapıyorum bunları diye sormak…” dedi ve bir süre sustu.

 

X: Y anlattıkça söyledikleri içimde yankı buluyordu; paylaşmış, dönüşmüştük. Sarıldık, şimdilik vedalaştık. Geldiği gibi verandaya açılan kapıdan gitti. Her eylem ve söylemimizin uyumak için mi uyanmak için mi farkındalığına dikkatin ışığını davet ile…

 

Miskinlik;

Yapmayı gerçekten istememektir.

Anın kendilendiğine kendini açmamaktır.

Çalışmada olduğunu zan etmektir.

Akışta olamamaktır.

Gerçekten hayatın içinde var olmamaktır. (Geçmiş, gelecek projeksiyonudur. Taklidi yaşatandır.))

Kendine yalan söylemektir. (Bağlantın varmış gibi kendini kandırmak, mış gibi yapmaktır)

Bireysel, biricik özelliğini susturmak, görmezden gelmektir.

Eğer fark edebilmiş isen, ne için yola çıkmış olduğunu unutmaktır.

Haz ve acı dualitesinde sıkışmışlıktır.

Neşe ve canlılığı bastırandır.

Çalışmayı engelleyen her şeydir.

Gerçek ben’inden uzaklaştıran atalettir.

Ayırandır, bölendir.

Kaçıştır, yüzleşme değildir.

Kendine sevme beninin en kuvvetli enstrümanıdır.

Duyguları maskeleyendir.

Kendini kabulden uzaklaştırandır. Dolayısı ile kendini kabulden sonra açılan Kutsal Sevgi yolunun tıkacıdır.

Bahaneler üreterek yatayda tutmaya yol açandır. Tüm merkezlerde serbestçe gezinip, denge yerine tek bir noktada tanımlanmaktır.

Nilgün Korkmaz

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.