Dergi Yazıları 

Ahmet Cemal Gürsoy

Gelecek Köprüsü Nasıl Çalışır?

Berna Kamacı Gürsoy

Geleceği Gerçekle Yazmak

Avni Onur Sevinç

Değişen Dünya İçindeki Anlayışlarımızın Beslenmesi ve İletişim

Hande Ersoy

Gelecek Köprüleri Nasıl Kurulur?

Berna Elkabeş

Gelecekteki İnsanlık Hedefimiz Ne?

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

Psişik Süpürge

BAŞLARKEN :  Işık, karanlığı aydınlatarak yayılır:

Varlıksal dönüşüm yolculuğunda insanlara yardımcı olmayı hedef edindiyseniz, bir şekilde temasta olduğunuz, özellikle de sizden yardım istemiş kişilere karşı sorumlu hissedersiniz. Doğum anı haritanızdaki yıldızlar da sizi disiplinli ve sorumluluk sahibi olmak konusunda etki altına almışlarsa bu iyiden iyiye yaşamınızda yoğunluk kazanır. Başkaları hakkında sorumluluk hissetmek bir çeşit yükümlülük yasası gereğidir elbet ama yine de sınırların nerede başlayıp nerede bittiğini doğru saptayıp ona göre aksiyon alabilmek de biraz deneyim gerektirir. Ne de olsa hiç kimsenin bir başkası için yolu yürüyemeyeceği gibi. Bizler elimizden geleni yaparız ve sorumluluğumuz bu kadardır. Kendini bilmek, her varlığın kendi yapabileceği bir şeydir ve doğru adımları atmak onun kendi sorumluluğudur.

İnsanların varlıksal şifalarına katkıda bulunabilmek manevi olarak çok besleyici bir hal. Öte yandan bunu herhangi bir hazza çevirmeden ve egonun beslenmesine izin vermeden yapmak, herkesin kişisel olgunluğuna bağlı. Bizler dönüşüm peşinde, kendi üzerimizde çalışmaya devam eden ve kendini bilme ekolünün yolunu yürüyen yolcularız ve bu yol ancak hep beraber yürünebiliyor. Bu yüzden birbirimize ne kadar çok faydamız dokunursa hepimiz o kadar hızlı yol alırız.

 

Ben yıllardır regresyon danışmanlığı yapıyorum. Araç olarak genelde “regresyon” olarak tanımlanan geçmişe dönük çalışma metodolojisinin yanısıra, şamanik uygulamalar, NLP teknikleri, sanatla dışavurumsal uygulamalar, yaratıcı drama teknikleri gibi uzmanlaştığım diğer uygulama yöntemlerini de sentezleyerek danışanlara yardımcı olmaya çalışıyorum.

 

İnsanlarla sohbet ettikçe, akıllara takılmış pek çok soru olduğunu fark ettim ve düşündüm ki dergimizde bu sorulara yanıt olabilmek niyetiyle bir köşe oluşturabiliriz. Editörümüz sevgili Cüneyt Gültakın da fikirden hoşlanınca iş akıldakileri kağıt kaleme dökmeye kaldı.

Kısaca regresyondan bahsetmek gerekirse, regresyon=geriletme demek. Bu konuda aldığınız bir danışmanlık, sizi, bloke olup sıkışmış enerjilerin kökeni neredeyse, zaman içinde oraya kadar geri götürür. Bu ne işe yarar? Bu sizi bilinç dışınızın da ötesine taşıyan ve normalde hatırlayamadığınız meselelere, bu günün şuuruyla bakmanız için bir pencere açar. Hani hep duyuyoruz ya “şimdide yaşa”, “anı yaşa” diye, işte bizi o “an”a bağlar. Geçmişin ve geleceğin içinde olduğu o an’a...

Diyeceksiniz ki yahu geçmişle çalışmak için şimdiye bağlanmak da neyin nesi... Zaman enerjisi bize, geçmişi ve geleceği olan bir çizgiymiş gibi görünüyor değil mi.. Oysa ki öyle değil. Mesela bir masanın üzerinde elinizi gezdirdiğinizi düşünün ve masanın sonuna gelip elinizi boşluğa taşırın. Eliniz için masa artık yoktur, oysa sizin için masa orada olmaya devam eder değil mi çünkü onu görebiliyorsunuzdur. İşte tıpkı bunun gibi zamanda olup bitmiş gibi görünen şeyler de bizim varlıksal şuurumuzda aynen bu şekilde var olmaya devam ederler. Sadece bizim için artık görünmez olmuşlardır, tıpkı masanın elimiz için artık hissedilememesi gibi. Oysa yaşamlar boyu tüm şuuru kapsayan varlığımız için var olmaya devam ederler. O meşhur “şimdi”nin sırrı da biraz buradadır.

 

Şu anın içinde bizim şuurumuz için perdeli olsa bile geçmiş ve gelecek aslında bu anın içinde var olmaya devam ederler. İşte regresyon tekniği bu yüzden tam da şimdide çalışır. Bugün burada size görünür olmuş bir problemden yola çıkarsınız. Örneğin fiziksel bir sorununuz veya hayatınızda sürekli tekrar eden bir probleminiz vardır. Bu fiziksel, sosyal, kişisel, ilişkisel, maddi veya manevi olabilir, bir davranış kalıbı olabilir, değiştirmeyi isteyip başaramadığınız bir alışkanlık olabilir, hayatınızda sizi rahatsız eden, sinirlendiren başka insanlarla ilgili olabilir ve bugün sizi rahatsız eden daha pek çok konuyla ilgili olabilir. Danışanlar bize geldiklerinde genellikle şu düşünce kalıbını değiştirmek istiyorum diye gelmezler. Hayatlarında daha somut, onları rahatsız eden sorunlarla gelirler. Örneğin boyun ağrısı, astım veya herhangi bir bağımlılık, çeşitli fobiler vs. çalışmaya başladıkça, bu sorunun arkasında yatan nedenlere zamanla ulaşılır.

Özellikle travma anları ve ölüm anları bir varlık için en kritik zamanlardır. Bir olay yaşanır, içinde çok büyük bir acı vardır. Buna maruz kalan kişi oluşan fiziksel acı veya yaşadığı duygu durumu ve o olaya ait bir düşünce ile o anı şuurunda sabitler. Eğer, bu düşen izlenim, kişi olay anında o olayı ve kendisini objektif gözlemleyemiyorsa ki genellikle gözlemlenemez, izlenim yanlış bir yere düşer. Olayın meydana gelme sebebinin içindeki gizli öğrenilmesi gereken varlıksal mesaj alınamaz. Bunun yerine yaşanan olay anında beş duyunun kaydettiği veriler, duygu ve düşüncelerle bir bağ kurarlar. Bu da daha sonra aynı uyaranlarla karşılaşıldığında önceki deneyime gönderme yapan çağrışımlara neden olur.

 

Bir örnek verelim, arabada giderken müzik dinliyorsunuz ve diyelim ki çok mutlusunuz. O an aklınızdan varsayalım ki “bu kadar mutlu olmayı hak edecek ne yaptım” diye geçirdiniz.. Derken dışarıdan yoğun egzoz kokusu geliyor ve hava da diyelim ki çok bulutlu ve aniden bir kaza geçirdiniz. Üzerinden yıllar geçti, yaralarınız iyileşti, artık her  şey yolunda ama bir türlü mutlu olamıyorsunuz. Ne zaman çok mutlu olsanız bir şeyler ters gidiyor ve siz bunun nedenini anlayamıyorsunuz. Üstelik hava her kapalı olduğunda içinizde bir sıkıntı beliriyor hatta boynunuzda bir ağrı başlıyor. Ayrıca ne zaman egzoz kokusu duysanız kaza anını hatırlıyorsunuz. Ne kadar olağan ve tanıdık bir hikaye değil mi..  öte yandan tam anlamıyla çağrışımların nasıl çalıştığına da güzel bir örnek. Artık kaza anı yaşanmıyor olmasına rağmen, bugün duyduğunuz egzoz kokusu hiç bir tehlikeli durumu içermiyor olsa bile sizdeki kayıtlı izlenimle aynı yere düşüp sizi geçmişe hapsediyor. Bu tetiklenme bedensel dışavurumlar olarak, bu örnekteki boyun ağrısı gibi, kendini fiziksel düzlemde hatırlatıyor. Oysa bugünün gerçeğinde olmayan bir realite sanki oluyormuşçasına tüm vücut kimyanızı etkileyebilecek bir güce sahip. Ayrıca nedenini bilemediğiniz bir şekilde ne zaman çok mutlu olsanız, siz farkında olmasanız bile, o şuur altınızdaki düşünce kalıbı çalışmaya devam ediyor. Nasıl çalışıyor, “bu kadar mutluysam mutlaka başıma korkunç bir şey gelecek”... Hiç akla yatkın değil değil mi? En mutlu anlarının keyfini çıkaramamayı, mutluluğuna hep bir endişenin hatta belki bir engelin eşlik etmesini kim ister ki! İşte aynı bu örnekteki gibi, bugünden baktığımızda sebebi anlaşılır olmayan gizli kayıtlar, bu günkü tutumlarımızı ve başımıza gelecek olayları belirliyorlar.

 

Rezonans kanunu gereği, sizin titreşimsel seviyeniz nerede ise cezbettiğiniz enerjiler de benzer oluyor. Benzer benzeri çekiyor anlayacağınız. En mutlu anlarında, yanlış kaydedilmiş eski bir kayıt yüzünden endişeye kapılan bir kişi ister istemez o endişesini gerçek kılacak enerji frekansıyla uyumlu hale geçiyor. Sonuç olarak da bu mesele çözümlenene kadar tekrar eden döngüler olarak kişinin karşısına çıkmaya devam ediyor. Minik bir örnekten yola çıktık elbette bu meseleyi sonsuz sayıda örnekle çeşitlendirmek mümkün ama mekanizma aşağı yukarı benzer şekilde çalışıyor.

 

Hatta yukarıda bahsettiğim gibi sadece düşünce kalıpları ile değil duygusal durumlar da aynı şekilde izlenimlerin çağrışımlı alınmasına sebep oluyorlar. Bütün bu yanlış kaydedilmiş ve normalde bağlı olmamaları gereken yanlış bağlantılı izlenimler, bu anımızın içinde kendilerini davranış ve tutumlar olarak ifade ediyorlar. İşte yine tam da bu sebeple geçmiş dediğimiz zaman aslında bu anımızın içinde de yaşamaya devam ediyor.

 

Fiziksel travmalar için de sistem aynı çalışıyor. Diyelim ki önceki hayatında savaşırken ölmüş bir kişi, bugün bedenin aynı yerlerinde fiziksel sorunlar yaşıyor olabilir. Özellikle sebebi belirlenemeyen fiziksel sorunlar için regresyonla yapılan çalışmalar çok yüksek oranla problemi kısa süre içerisinde çözebilmektedir. Savaş alanlarıyla ilgili değinilmesi gereken çok farklı meseleler de var ama onlar da başka bir yazının konusu olsunlar.

 

Sıklıkla gelen sorulardan biri de geçmiş yaşamlara inanmıyorsam regresyon yine de çalışır mı? Evet çalışır, geçmiş yaşamlara inanmıyor olabilirsiniz. Bugün çözemediğiniz bir sorununuz var. Bir regresyon uzmanına gidiyorsunuz, o sorunun oluştuğu zamana gidiyorsunuz ve bu yaşamınıza ait olmayan anılarla karşılaştınız. Bunlar üzerinden, siz bugünkü sorunu çalışmaya devam ediyorsunuz ve sorununuz çözülüyor. Diyelim ki olup biten her şeyi bilinçaltınız uydurdu veya kolektif bilinçaltından benzer bir hikaye çekip aldınız.. değişen hiçbir şey yok, nasıl kabul etmek isterseniz öyle olması gayet mümkün ve normal. Mesela size oğlumla yaptığım bir çalışmayı anlatayım. Bir dönem gece yatmadan önce çok acıktığını söylüyor ve bir şeyler yemeden uyuyamıyordu. Bu durum sağlığı açısından pek de hoş değildi, hem kilo alıyor hem de uykudan önce midesi dolu olduğu için rahat uyuyamıyordu. Onunla bu konu üzerinde oyunlar oynamaya başladım. Çocuklara uygulanan regresyon tekniklerini kullanarak onu kendisini neden aç hissettiği konusuna getirdim. “Anne içimde bir dinozor var, ben ne yersem yiyeyim o doymuyor” diye ifade etti durumu. Yapılması gereken şey danışanın size verdiği verileri olduğu gibi kabul etmektir. Biz o kocaman dinozorla çalıştık ve oğlumun gece yemek yeme problemi kısa bir süre içerisinde çözüldü. Burada gerçekten bir dinozorla mı çalıştık, çocuğun yaratıcı zihninin bir hikayesiyle mi çalıştık bunun hiç bir önemi yok. Önemli olan o anda danışanın konuyu kendi sistemine uygun bir şekilde dile getirebiliyor olmasıdır. Bir danışmana da sadece danışanın yanında yürümek kalır. Bu yüzden her danışan biriciktir ve her danışanın ihtiyaç duyduğu çözüm de sadece o kişiye özeldir. Her danışan sorunu ve çözümünü beraberinde getirir çünkü bu sadece onun sisteminde kayıtlıdır. Önemli olan danışanın, sorununa ait kökteki meseleyi ifade edebilmesidir. Bu kimi zaman zamanın ötesine kimi zaman da dünyanın ötesine uzanabilir.

 

Birbirine benzer vakalar, benzer sonuçlar doğurmaz mı? Evet doğurabilir. Pek çok genellemeler yapmak mümkündür ama kesinlikle her çalışma kendi içinde ilk kez çalışılıyormuş gibi titiz çalışmayı ve meselelere esneklikle yaklaşmayı gerektirir. Enerji çalışmalarında iki kere iki dört etmeyebilir ve yanıt, her danışan için farklı olabilir. Regresyon danışmanları da kendi aralarında yıllık toplantılar yaparak ve dünya kongrelerinde bir araya gelerek çalışmalarını paylaşır ve sonuçları beraberce değerlendirirler. Danışmanlar, danışanlarıyla zenginleşir. Kendi üzerlerinde de çalışmaya devam eder ve meslektaşlarıyla işbirliği yaparlar.

 

Bu yazımız kendi içinde bir giriş gibi oldu. Geçmiş yaşamlar ve regresyon üzerine daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz, derneğimizin 2017 yılı Haziran ayı konferansları tamamen bu konuya ayrılmıştı, YouTube’dan izleyebilirsiniz. Bu köşemizde zaman zaman danışmanlık yapan diğer uzman arkadaşlarımın yazıları da yer alacaktır... Umuyoruz ki sizlerin de sorunlarına satırlarımızla olsun uzanmak, kafanızdaki konuyla ilgili sorulara buradan cevap ulaştırabilmek mümkün olsun.

Hande Ersoy

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.