Dergi Yazıları 

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

Berna Elkbeş

Haz Duygusunu Yenemezsek?

Ahmet Cemal Gürsoy

Zaman Ağardığında

Avni Onur Sevinç

Hayatı Yaşamak Üzerine

Esra Ersoy

Olanları Olmaya Bırakma Sanatı

Merve ay

Bırakmaya Güvenmek

Eda Eraydın

Karanlığın Çarkından Özgürleşmek

Hande Ersoy

Kıymetli olanın ne olduğunu anlamak... | Psişik Süpürge

Psişik Süpürge - 3
Gölge Yanlardan Geleceğe, An'dan Bir Bakış

Psişik Süpürge köşemize gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz. Son dönemlerde çeşitli mecralardan farklı sorular alıyorum. Geçen gün Hatay’dan bir takipçimiz youtube’tan konferanslarımızı izlemiş ve gölge yaşamlar hakkında bilgi almak için internet üzerinden bana ulaşıp daha detaylı bilgiye nasıl ulaşabileceğini sordu. Ben de bu ricasını kırmayarak bu ayki yazımızı bu konuya ayırdım. 

Gölge kavramı, şuursal olarak henüz aydınlanmamış anlamında değerlendirilebilir. Bizlerin bu yaşamda gölge yanlarımız olduğu gibi, varlıksal anlamda da gölge yaşamlarımız var. Bu ne demektir... Geçmiş yaşamlarla çalışırken danışanların genellikle önce mağdur oldukları yani haksızlığa uğradıkları, zarar gördükleri yaşamlar ortaya çıkar.

Zaten insan bir danışmana niye gider, bu yaşamında bir derdi vardır. Kendisi için problem olan fiziksel sorunları olabilir, başka kişilerle, ailesiyle, partneriyle, sosyal yaşamındaki diğer insanlarla ilişkilerinde çözemediği şeyleri olabilir.

Özetle mağdur olduğumuz bir şeyler vardır. Bunları düzeltmek ve bu yaşamda acı çektiğimiz, sorun yaşadığımız meseleleri çözmek isteriz. Bu konular üzerinde çalışılmaya başlandıkça, bunların oluştuğu kök yaşamlara gideriz. Genellikle bu ilk önce, üzerinde çalışılan konunun ilk deneyimlendiği alandır. Geçmiş yaşamlarda farklı yüzyıllarda, bambaşka hayat hikayelerinin içinde, bugüne ait mağduriyetimizin oluştuğu ilk anılara uzanırız. Çalışmalar derinleştikçe, danışanı bu kötülük yapan kişinin yerine geçirir ve o kişi ile bir empati kurmasını sağlarız. Bu aslında kendi varlığımıza doğru attığımız bir adımdır aynı zamanda. Temelinde kendi gölge yaşamlarımıza daha güçlü bir şekilde bakacak hale gelmenin ilk adımlarıdır.

 

İnsanlık tarihi ya da varlıksal bütünlük diyelim, mağdur olanlar kadar mağdur edenleri de kapsar. Birileri bir konuda zarar görüyorsa, başka birileri de bunun aktif unsuru olarak zarar veriyordur. Bizler bu günün iyi insanları olarak yaşamaya çalışan kişiler olarak kötü olmaktan çekinir, başkalarını incitmekten kaçınırız. Oysa bizim de içimizde sinirlenip öfkelendiğimizde bir negatif enerji salınımı olur. Bu enerjetik dalgaları, bedensel kimyasalları değişmeden yönetebilmek, bu enerjiyi dönüştürüp karşı tarafa katkı sağlayabilecek pozitif bir hale çevirmek ustalık işitir. Kendini bilme çalışmaları da bunun üzerine çalışır.

Konumuza dönecek olursak, yaşamın bir yerlerinde bizim de kötülük yaptığımız zamanlar olmuştur. Bu bazen istemediğimiz halde oluverir. Birinin kalbini kırma veya birine şiddet uygulama enerjisini içimizde hissedebiliriz. Bu her zaman aktif olarak yaşama geçmese bile bunun içimizde kıpırdadığını biliriz. Hatta alenen bir küfür salladığımız, birine haddini bildirmek istediğimiz zamanlarımız da olmuştur mutlaka. İşte özünde bu şiddet içeren tutumlar, kimi zaman fiziksel kimi zaman manevi veya enerjetik düzeyde bile olsa her insanın doğal yapısının bir parçasıdır. Kimi insanlar bunu aktif olarak başkalarının bundan göreceği zararı umursamadan ortaya koyarlar. Bu insanlara genelde kötü insanlar deriz. Oysa bu kötülük diye tanımladığımız enerji farklı seviyelerde her insanda yani hepimizde vardır. Işık görmemiş yanlarımız günlük hayatta gizlidir. Sosyal yaşamda edindiğimiz kişiliklerimiz bunun üzerini örter. Gölge yanlar, açığa çıkmak, ışıkla buluşmak isterler. Bunun için de görünür olmaya çalışırlar. Bu çoğu zaman bizim kabul etmek istemeyeceğimiz taraflarımızdır. Her şeyin yolunda gittiği beklenmeyen anlarda gizli bir sabotajcı gibi ortaya çıkıp, nasıl olduğunu anlayamadığımız bir şekilde işi bozuverirler. Oysa bunlarla çalışmak ve dönüştürmek mümkündür. Tek yapmamız gereken bu yanları görmezden gelmek yerine varlıklarını kabul etmektir.

Geçmiş yaşamlarında yüzlerce insanı katletmiş bir asker, binlerce insanın ölümüne sebep olmuş bir komutan, yaptığı bir kara büyü ile başkalarının hayatlarını karartmış bir varlık, bir katil, bir gladyatör olmuş olabiliriz. Bunların hiç biri korkulacak şeyler değildir. Önemli olan bugün, bu yaşamlardan arta kalan korkuları, suçluluk duygularını, pişmanlıkları dönüştürmektir. Geçmiş yaşamlarda suçluluk duygusuyla özdeşleşmiş davranışlar, duygu, düşünce kalıpları bu yaşamımızda şuurunda olmadığımız, bilinçli olarak farkında olmadığımız “cezalandırılmam gerek” algısını bu yaşama taşımış olabilir. Bu da her ne kadar sevilmek, şefkat gösterilen bir varlık olmak için çabalasak da bize aşağılık hissettiren deneyimleri hayatımıza çekmeye devam eder.

İşin özünde kötülük yapan karanlık diye ifade ettiğimiz, gölge yanların oluşması da perde arkasında gene mağdur edildiğimiz deneyimlere dayanabilir. Bunu sonsuz bir döngü gibi düşünebiliriz. Bu yüzden çözümü bulmak için daha yüksek bir bakışla sorunlara yaklaşmak gerekir. Sorunlar, oluştukları düzlemde değil daha yüksek bir şuurla yaklaşıldığında çözülebilirler. Böylelikle gölge ve aydınlık taraflarımızı bu yaşamın içinde entegre etme fırsatı bulabiliriz.

 

Regresyon çalışmalarında ölüm anında kişinin son duygu ve düşüncesi en önemli anlardan biridir. Hani tüm yaşamın film şeridi gibi insanın gözünün önünden geçtiği o ölüm anları vardır ya işte o an, varlığın dönüştüremediği izlenimlerin bir aynasıdır. Bir fiziksel yaşamının sonunda bitmemiş her ne iş kalmışsa onların hepsi kişiye görünür olur ve bunlar insanın astral alanında kayıtlıdır. Bu yaşamımızda da bilinçaltını oluştururlar. Bizler bu yaşama doğarken, geçmiş yaşam anıları şuurumuza kapalıdır. Yoksa aklımızı kaçırırdık. Bir kaç yaşam önce öldürdüğümüz düşmanımızın bu yaşamda babamız olduğunu öğrenmek, hasret kalıp uğruna intihar ettiğimiz sevgilimizin başkasından çocuk sahibi olduğunu bilmek, sırtından bıçakladığımız bir dostumuzun bugün kardeşimiz olduğunu fark etmek tüyler ürpertici olabilirdi. Oysa varlıksal yaşam tüm bu yaşamların bir bütünüdür. İyilikleriyle kötülükleriyle bir bütündür ve özümüz çok temel bir bilgiyi aramaktadır. Değer farklarıyla sarkacın iki ucunda salınmanın ötesinde, tüm enerjileri nötr bir farkındalıkla yönetip, bu kişilik maskelerinden arındığımız bir denge noktasının peşindeyiz. Sarkacı yukardan tutan özümüzün ruhumuzun aydınlık, ışıklı parçasının enerjisini bu dünyasal yaşama indirip gerçek sevgi ve şifayı yayabilecek hale gelmek mümkündür. Psikoterapinin kurucularından Carl Jung’un söylediği gibi “Kişi aydınlık figürleri hayal ederek aydınlanmaz ama karanlığı bilinçli hale getirerek aydınlanabilir.” Önemli olan, aydınlık ve karanlık taraflarımıza objektif bakabilmek ve dışa yansıyan davranışlarımızı farkındalıkla yönetebilme ustalığına doğru kendimizi yetiştirmeye devam etme çabamızdır.

Hande Ersoy

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.