Dergi Yazıları 

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Ahmet Cemal Gürsoy

Gelecek Köprüsü Nasıl Çalışır?

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Berna Kamacı Gürsoy

Geleceği Gerçekle Yazmak

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Avni Onur Sevinç

Değişen Dünya İçindeki Anlayışlarımızın Beslenmesi ve İletişim

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Hande Ersoy

Gelecek Köprüleri Nasıl Kurulur?

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Berna Elkabes

Gelecekteki İnsanlık Hedefimiz Ne?

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Berna Elkabes

Haz Duygusunu Yenemezsek?

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Ahmet Cemal Gürsoy

Zaman Ağardığında

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Avni Onur Sevinç

Hayatı Yaşamak Üzerine

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Esra Ersoy

Olanları Olmaya Bırakma Sanatı

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Merve ay

Bırakmaya Güvenmek

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Eda Eraydın

Karanlığın Çarkından Özgürleşmek

546f65c477f92e2c826a83f2deb1690c.png

Hande Ersoy

Kıymetli olanın ne olduğunu anlamak... | Psişik Süpürge

Sessizliği, Sese Dönüştürmek

Sessizliği Sese Dönüştürmek_Hülya Üstünd

Öz konuşmak, dile getirebilmek ister ve bedene fısıldar: ''KONUŞ''

Zihinden bir ses hemen atılır, ''KONUŞAMAM'' der.

Bir süre sonra, Öz tekrar seslenir ''KONUŞ''

Zihinden başka bir ses cevabı yapıştırır hemen ''KONUŞSAM NE DEĞİŞİR Kİ'' der.

Bir diğeri ekleme yapar ''BIRAK BAŞKALARI KONUŞSUN''

Yeni bir tanesi ''SÖYLEYECEKLERİN İLGİ ÇEKİCİ DEĞİL'' deyiverir.

Beden susar, küskün, içine çekilir.. oturduğu yerde görünmez olur, görünmez olmak istemiştir. Zihindeki sesler örttükçe özden görünmek isteyeni beden kaskatı kesilir… sanki normali böyleymiş gibi… 

 

Öz kesmez umudunu, beklemektedir kendine tekrar seslenileceği o an'ı. Beden kıvranmaktadır artık, tıkanmıştır. Boğaz, ağrısıyla dile gelir. Kalp, çarpıntı yapar. Karın, şişmiş ve kaskatı kesilmiştir nefes alamamaktan. Ne aşağıdan yukarıya ne de yukarıdan aşağıya geçit kalmıştır.

 

Uykudayken beden, organlar kendi aralarında birlik olup hep bir ağızdan yardım isterler ışığın özlerinden. İrkilir beden, zihin olanlara anlam vermeye çalışırken; kalp, boğaz, karın üçlüsü aynı anda ve daha da güçlü bir sesle haykırırlar yukarı doğru bir kez daha: ''YARDIM EDİN''

Ve yukarıya bir kanal açılmıştır…

 

Işık duymuştur kendine seslenildiğini, umutla beklediği an gelmiştir,  o da tüm coşkusuyla özlerini gönderir açılan davet kanalından. Ve beklenen olmuştur.. ortam yumuşar, önce karın rahat bir nefes alır yukarı doğru, sonra kalp yatışır, arınır korkularından, nefes boğaza ulaştığında çözülür onca düğüm ve inceden ama kararlı bir ses duyulur.. ''BURADAYIM ve DİYECEKLERİM VAR'' ve ışık dile gelir..

 

Işık bir kez sızdığında içimize, izdüşümünü yazıya dönüştürebiliriz, o zaman birer birer dökülür kelimeler, acele etmeden, usulca ve hiç çekinmeden alabilirler yerlerini o boş satırlarda. Bizim aracılığımızla dile gelmek isteyen çok şey vardır aslında… içimizde bir yerlere öylece beklerler dile gelebilmek ümidiyle.. Öz'den gelen ışığımızla her karşılaşmamızda, ışığın yansıması, bizde hareket olur, bazılarına ilham olur, bazen de duyabilenlerin ihtiyacına cevap olur. Farkına varmayız belki ama yeni bir yol açmışızdır kendimizden kendimize, yeni bir açıdan bakmışızdır, yeni bir hıza ulaşmışızdır, edindiğimiz yeni mekanı genişletmişizdir. Sonra yenileri gelmek ister ve izin veririz gelirler, kelimeler cümlelerde coşar, anlamlar da eşlik eder daha da güçlü izlenimler bırakırlar. Bir an gelir gözlerde bir pırıltı fark ederiz hiç karşılaşmadığımız türden, işte tam da o an'dır başka varlıkların da kalplerine değebilmişizdir aniden… doyurucu türden bir alış-veriş gibidir, farklı bir tat bırakır beraberce deneyimleyen tüm kalplerde…

 

İşte bu yüzden yazmak ekmekle su gibi bir ihtiyaçtandır. Yazabildiğimizde, katı olan suya dönüşür, cümlelerimiz akışa teslim olur. Yazabildiğimizde, içimizdeki fırtınalar diner, her acele sükûnete dönüşür. Yazabildiğimizde, sessizliğin sesi konuşur, ilhamıyla hazır olanı ateşler. Yazabildiğimizde ışığın kalbinden, özümüzün sözleri dönüştürür, sevgi de görünür olur hem yakınımızda hem de sanmadığımız kadar uzaklarda…

Hülya Üstündağ

Önceki Yazı
Sonraki Yazı