Dergi Yazıları 

Ahmet Cemal Gürsoy

Gelecek Köprüsü Nasıl Çalışır?

Berna Kamacı Gürsoy

Geleceği Gerçekle Yazmak

Avni Onur Sevinç

Değişen Dünya İçindeki Anlayışlarımızın Beslenmesi ve İletişim

Hande Ersoy

Gelecek Köprüleri Nasıl Kurulur?

Berna Elkabeş

Gelecekteki İnsanlık Hedefimiz Ne?

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

Berna Elkbeş

Haz Duygusunu Yenemezsek?

Ahmet Cemal Gürsoy

Zaman Ağardığında

Şu An Şimdi

Her ne oluyor ve yaşanıyorsa, duygular düşünceler eylemler kendi dağınıklığında bireyselliğinde takılıyor olsa da, “Şu an, Şimdi” diyebilmeliyiz. Geçmişin bohçasına takılı kalıp oralarda gezen zihni, negatife çeken her türlü duyguyu ve bedenin dışa vurumlarını tek bir an içinde toparlayabilmekten bahsediyorum. Öyle kolay bir şey değil elbet. Ancak deneyebiliriz. Neden şu an’ı yaşamaktan kaçıyoruz?

An’ın getirdiklerini keşfedip bağ kurmanın uzağında neden kalıyoruz? An dediğimiz kavramın dışında kalarak neleri saklıyor, ört pas ediyor ve yüzleşemiyoruz? O dağınıklığın içinden, nedenlerin ve sonuçların ötesinde var olduğumuz gerçeğini duyumsayabilmeyiz. Bildiklerimizi, okuduklarımızı, paylaştıklarımızı, edindiklerimizi an’ın içinde kendimiz ile bir araya getirerek çözüme kavuşturmayı denemeliyiz. Atacağımız adım, söyleyeceğimiz söz, bakışımız, duruşumuz, bu dünyada kendimizi ifade edebileceğimiz her türlü hal ve durumun farkına varmalı ve o hali şimdiye çağırmalıyız. Çünkü, hareketimizle seçimler yapıp bu seçimlerin sonuçlarına göre yaşayacaklarımızı belirliyoruz.

An içinde geçmişte ya da gelecekte takılı kalan zihinlerimiz bizi yanlış yönlendirebilir, o an’ın kıymetini kaybettirebilir. Aradığımız o kıymetli farkındalık tam da şimdinin içinde saklı. Mesela, şu an bu yazıyı okurken. Sadece peşi sıra dizilen kelimeleri okumak değil, içselleştirebilmek, içimizde dokunduğu noktayı hissedebilmek. Bu dokunuş olumlu ya da olumsuz olabilir. Hissedilenin terazinin ne tarafında olduğundan öte, bizim için ne ifade ettiği, anlayışımıza nasıl etki ettiği, varlığımızı nasıl cezbettiği önemli olmalı. Kendimizi hareket eden organizmanın içine şuursuzca bıraktığımızda o organizmayı şuursuzlaştıran bir parça da biz oluruz. Oysa biz o organizmaya tam aksi şekilde şuur da katabiliriz. Nasıl mı? Neyi neden yaptığımızı anlamaya çalışarak, yaptığımız şey ne ise onu en iyi şekilde yaparak, şikayetle, isteksizlikle umutsuz ve mutsuz diye tanımlanan her ifadenin arkasına sığınmadan, saklanmadan “işte buradayım” diye parmak kaldırarak, görünür olarak. Bunu cesaretle yapabilmeyi seçmek, ayağa kalkmak ve yol almak için çaba harcamak. Otomatik bir makinenin tuşuna basılmış gibi, kalıplarla hareket etmek yerine mekanikliği kıran ve an’ın içine değer katan bir oluşumun içinde girmek. Bu farkındalık ile bulunduğumuz hali her açıdan kavrayıp, sorup sorgulayıp çok yönlü bakabildiğimizde anlayış kazanıyoruz.

Bu hal, kendimizi gözlemleyerek ve gözlemlediğimiz şeye dışarıdan bakabilmek ile mümkün olabilir. Olayların içindeki kendimizi, verdiğimiz tepkileri, duyguları, düşünceleri dış bir göz ile izliyormuşçasına izlemek. İnsan kendini gözlemleyebildikçe mekanikliğini, aynılığını ve otomatizmasını keşfeder. Her bir keşif, yeni açılımlara sebep olur. Bunu yaparken püf noktası insanın “Ben” demekten vazgeçmesi, kendini “ben… “ diye tanımladığı her şeyden ayırmasıdır. Sanki iki farklı parçaya bölünmek gibi. Gözlemleyen ve gözlenen ayrımını yapabilmek ve öyle bakabilmek. Böyle oldukça her defasında farkındalık dediğimiz kavram genişler. Geçmişte ya da gelecekte değil tam şu anda bunları yapabilmek ve içsel kanallarımızı parlatabilmek bizi varlığımızın ihtiyaçları ile karşılaştırır.

Hedef zaten ihtiyacımız olanı bulmak değil mi? Yaşadığımız an’ın önemini anlayabilirsek ihtiyaçlarımız görünür olacak ve onunla karşı karşıya geleceğiz. Sonra mı? Sonrası ışığın olduğu kapıdan geçebilmek korkusuzca, güven, inanç ve sevgi ile.. Kalbimiz ile..

 

Merve AY

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.