Dergi Yazıları 

Ahmet Cemal Gürsoy

Gelecek Köprüsü Nasıl Çalışır?

Berna Kamacı Gürsoy

Geleceği Gerçekle Yazmak

Avni Onur Sevinç

Değişen Dünya İçindeki Anlayışlarımızın Beslenmesi ve İletişim

Hande Ersoy

Gelecek Köprüleri Nasıl Kurulur?

Berna Elkabeş

Gelecekteki İnsanlık Hedefimiz Ne?

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

Berna Elkbeş

Haz Duygusunu Yenemezsek?

Ahmet Cemal Gürsoy

Zaman Ağardığında

Avni Onur Sevinç

Hayatı Yaşamak Üzerine

Esra Ersoy

Olanları Olmaya Bırakma Sanatı

Merve ay

Bırakmaya Güvenmek

Anlamak Yerine Olmak Kaderimiz

Birliği duyularla kanıtlamaya çalışmak, tanrı parçacığının peşine düşmek; yaratımı, doğayı klasik bilim aracılığıyla dışımızda aramaktır. Bu arayış kıymetli bilgilere kapı açarken, günlük hayatımızda bunları kullanma kısmı maalesef eksik kalıyor. Bilimsel metodu kullananlar birçok şeyi "fark edebiliyor", "anlayabiliyor", "kanıtlayabiliyor", "teoriler" yazabiliyorlar ama bunu deneyimlemeden içinde "olmak" mümkün olamıyor. 

Günümüzde birçok bilim insanı, evrenin birliğini (birleşik alan teorisi, dolanıklık vb), duyusal imkanlarla yani akıl ve icatlarla kavrayamayacağımızı ifade ediyorlar. Söylenilen şey şudur ki; "Işık hızına çıkılmadan yüksek zekalar ile bağlantı kurulamaz. Çünkü aramızda bir hız farkı bulunur." Bu durum bir karıncanın insan ile iletişim kurma çabasına benzer. Karınca kendisini bize nasıl gösterir, nasıl fark ettirir? Konuşmak için en başta aynı mekanı paylaşmamız gerekir. Aynı mekanı paylaşmayan varlıklar, iletişim kuramazlar. Ama günlük hayatlarında insanın ve karıncanın hızları, kat ettikleri mesafeler aynı değildir. Karınca, uzun zaman harcayıp insanın olduğu yere ulaşabilse bile onu yerinde bulamayacaktır. Çünkü insan da kendi hızında başka bir hedefe doğru çoktan yol almıştır. Yüksek şuurlar karşısında insanın durumu da aynen böyledir. Bu yüzden bilim, bu karşılama için ışık hızını da geçen araçlara ihtiyacımız olduğunu söylüyor. Şu anki bilgilerimizle (Einstein'in İzafiyet Teorisi'ne göre) hiçbir madde ışık hızından daha hızlı gidemez. Yani ışık hızından daha hızlı giden bir şey artık madde değildir, enerjiye dönüşmüştür.

Şu halde; maddeden (duyularımız, duygularımız, düşüncelerimiz de birer maddedir) ayrıldığımız zaman daha yüksek hızlara ulaşabiliyoruz gibi görünüyor. Tüm bilimsel çalışmalarımızın, dışsal arayışlarımızın ve buluşlarımızın ne kadar ileri düzeyde, ne kadar sofistike olurlarsa olsunlar evrenin uzak noktalarına bildik yöntemlerle gidemeyeceğimizi anlamamamızda fayda sağladıkları doğrudur. 

İçsel bakışla çalışma yapan, "deneyüstü bilim" ile uğraşan bizler için ise görünür dünyada özümüzün peşinde olduğu "izlenimleri" almak ihtiyacı ve gerekliliği vardır. Bu izlenimler, hatırlamamıza aracı olan şuur dolu izlerdir. Bu izleri takip etmek bizi özümüzün hızına yaklaştırır. Bunun yanında kendimizi "ihtiyacımız dışındaki" izlenimlerden de çekip, ayırabilmeliyiz. Çünkü dışımızdaki dünyada her şey otomatik, cansız bir şekilde oluşmaya devam ediyor. Bize ait olmayan ortamlar, ilişkiler ve durumlar manyetik alanımızın boşalmasına sebep oluyor. Uyanışımız, ancak enerji kayıplarımızı azaltarak, daha yüksek bir yasaya bağlanma ihtiyacımız ile icap edebilir. Birliği "anlamaktan" öte "yaşamak" isteğimiz, dürüst çabalarımız, hayalperestlikten uzak sağlam duruşlarımız bu ihtiyacın artması için kuvvetli yardımcılarımızdır. Kendimiz olmak için...

Berna Kamacı Gürsoy

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.