Dergi Yazıları 

Ahmet Cemal Gürsoy

Sakin ve Duru Bir Dünyayı Beklerken

Berna Kamacı Gürsoy

Hayat, Hareket, Ritimde Kendini Bulmak

Avni Onur Sevinç

Sorumluluk Üzerine Notlar

Hande Ersoy

Geleceği Yaratmak...
Psişik Süpürge

Berna Elkbeş

Haz Duygusunu Yenemezsek?

Ahmet Cemal Gürsoy

Zaman Ağardığında

Avni Onur Sevinç

Hayatı Yaşamak Üzerine

Esra Ersoy

Olanları Olmaya Bırakma Sanatı

Merve ay

Bırakmaya Güvenmek

Eda Eraydın

Karanlığın Çarkından Özgürleşmek

Farkındalığın İyileşmeye Etkisi ve Gurdjieff Öğretisi -1. Bölüm

Farkındalık, insanın anda olması, bedenini, duygularını ve çevresinde olup bitenleri fark etmesi olarak tamamlanabilir. Bilişsel Davranış Terapileri'nde "Üçüncü Dalga" akımlarından biri olan Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi kronik acı, anksiyete bozukluğu, depresyon, posttravmatik stres bozukluğu, obsesifkompülsif bozukluk, madde bağımlılığı ve kişilik bozuklukları gibi pek çok klinik bozuklukta etkin bir müdahale yöntemidir. Çağdaş psikoloji literatüründe Prof. Dr. JonKabat-Zinn ile yer almıştır. Farkındalık, kaynak olarak Doğu bilgeliğine dayanır; farkındalık çalışmalarının köken bilgileri psikologların ilgi alanına 1980'li yıllardan çok daha önce girmişti. 1940'larda Jung ve 1950'lerin sonlarında Erich Fromm Doğu öğretilerini gündemlerine almışlardır.

Günümüzde teknoloji ve teknolojiye bağlı olarak da tıp dünyası da çok gelişmiş durumda. Bu çalışma tıp dünyasına destek olarak insanın iyileşme sorumluluğunu alması ve içe dönmesi ile ilgilidir. Amaç iç huzur ve dengeye ulaşmaktır. Bu da ancak içe bakışla mümkündür. Bu içe bakışı sağlayan öğretilerden biri de Gurdjieff Öğretisidir.

Doğu bilgeliğinin 20. yüzyıl temsilcilerinden Gurdjieff insanlığın bir yanılsama (illüzyon) içinde yaşadığını, kendi gerçeğinin farkında olmadığını söyler. Bunun için insanın kendisini oluşturan biyolojik ve psikolojik yapıyı bilmesi, kendini o yapıların baskılarından kurtarması gerekir. Bu baskılardan kurtulan kişiler iç ve dış sorunlarla da soğuk kanlı ve ve akla yatkın biçimde uğraşabilmektedir. Bu durum kişiyi daha çok özgürleştirir. Gurdjieff, çalışmalarını özgürleşme, uyku hapishanesinden kurtulma olarak görür. O çalışmalarını Dördüncü Yol diye adlandırır. Dördüncü Yol' da kadim bilgelikten alınan birçok düşünce vardır: merkezler, tesirler, üç ve yedi yasaları, hidrojenler, enegram gibi. Bu makalede yöntem olarak "literatür taraması" kullanıldı. Gurdjieff ile kendini bilme çalışması yapan bireyler, Doğu bilgeliğine dayalı bir farkındalık çalışmasında kimi tanım ve kuramlara tam anlamıyla kavramada yetersizlikler gösterseler de kendilerini daha iyi, güçlü, umutlu duyumsadıklarını, sorunlarla baş edebildiklerini genel olarak ifade etmişlerdir.

1. GİRİŞ

 

İnsanın;  anda olması, bedenini, duygularını ve çevresinde olup bitenleri fark etmesi, onu tepkileri üzerinde bir denetim sahibi yapar. Farkındalık olarak da belirtilen bu durum birçok psikolojik sorunun oluşmasını engeller ya da bu tür sorunları aşmada yardımcı olur. 20. yüzyılın mistik düşünürlerinden Gurdjieff, insanın bedeninin, duygularının, düşüncelerinin üzerinde çalışarak her bakımdan yetkin bir insana dönüşeceğini savunur.

Gurdjieff fikirleri üzerinde çalışan insanlar düzenli ve güçlü bir farkındalık ortamı içinde somut sonuçlar aldıklarını ifade etmişlerdir. George İvanoviç Gurdjieff, yirminci yüzyılın ilk yarısında etkili olmuş, ruhsal bir öğretmen ve yazar olarak tanıtılır.

2.  FARKINDALIK

 

Farkındalık; stresi azaltmada, kendini fark etmeyi artırmada, duygusal zekâyı geliştirmede, olumsuz bilişsel ve davranışsal süreçleri yavaşlatmada güncelliği giderek artan bir yöntemdir.

Bir zihin ve beden uygulaması olarak farkındalık, dikkatin anlık yaşananlara yöneltilmesini ve içsel deneyimlerin gözlemlenmesini içerir. Yaşanılan anda hangi duygu ve düşüncelerde olunduğu, neler hissedildiği üzerinde durulması anlamına da gelir.Farkındalık, düşünce ve duygularımızla olan ilişkilerimizi ortaya çıkarmaktır (Okanlı, 2015).

Farkındalık uyanmaya başlamaktır. Başta duyuların hakkını vermektir. Görmektir, duymaktır, dokunmaktır, koklamaktır. Uykudayken bir sınıra kadar bu duyularımız iş görmez sınırı aşan ses, ışık, koku gibi durumla karşılaştığında uyanırız. En kaba düzeyde farkındalık günlük hayatta yaşananların farkına varmakla başlayabilir. Öncelikle rutinden, ezberden çıkmak görmeye başlamak, gerçekten görmek. Sadece bakmak değil, sesleri ayırt etmek, yediğin yemeğin lezzetini fark etmek, çiçeğin, yemeğin kokusunu alabilmek. Biz bunları günlük hayatta yaptığımızı zannediyoruz. Ben bunu biliyorum çukuruna çok çabuk düşüyoruz, çünkü biz uykudayız.

Evrim sürecinde yol gösterici olan duygularımız hızlı gelişen uygarlığın gerçekliğine göre yavaş kaldı. Freud’un “Uygarlık ve Hoşnutsuzluk” adlı yapıtın da insan içinde kabaran duygusallığın dışarıdan bazı kurallarla baskılanmaya başladığını söyler.Aslında tüm duygular bizi harekete geçiren dürtülerdir. Bin yıllar önce hayatta kalmamızı sağlayan duygular aynı şekilde çalışma alışkanlıklarını sürdürmeye çalışmaktadır. İnsanlar tutkuların ve söz geçiremedikleri duyguların esiri durumundalar (Goleman, 2010).

Çağdaş psikoloji literatüründe Prof. Dr. Jon Kabat-Zinn ile yer almaya başlayan Farkındalık, kaynak olarak Doğu bilgeliğine dayanır; özellikle Budizm, Taoizm ve Yogayla ilişkilidir. Klinik sorunları çözmek, psikolojik ve duygusal esnekliği geliştirmek, yaşamsal doyumu güçlendirmek için bir seçenektir(Okanlı, 2015).

Günümüzde kişisel gelişim başlığı altındaki çalışmalara ilgi büyüktür. Çalışmaların çoğu bir seminer konusu olarak yapılır ve konulara yüzeysel yaklaşılır. Oysa kişisel gelişim bir farkındalık ve kendini bilme yolculuğudur. Kökeni Antik çağa ve daha eskilere uzanır. Eski Yunanistan'daki Delf tapınağının girişinde "Kendini Bil" ifadesi vardır. İnsanın ancak kendisini bilerek değişeceğine inanılır.

Kendini bilen kişi dünyanın farkında olur, kendisini anladığı oranda kişiliklerini fark eder ve onlarla barışır, kendi barışını sağladığı için ötekilerle de barışır, yaşayacakları karşısında neler duyup düşüneceğini, nasıl davranacağını öngörebilir. Gelişmeye açık olur, empati kurar, çözüm odaklı olur.

3.  HASTALIK VE İYİLEŞMEK

Hastalık bedendeki bazı dengelerin bozulması ile oluşan bir sonuçtur. Tıp bozulan bu dengeyi düzeltmeye çalışmaktadır; ilaçlar, ameliyatlar hatta organ nakli gibi çalışmalar oldukça etkilidir. Ancak bunlara rağmen kendisini iyi hissetmeme hali sürmektedir. İyi hissetme hali de üzerinde durulması gereken başka bir kavramdır. İyi hissetmek zihinsel ve duygusal durumları da kapsamaktadır. Zihinsel, psikolojik ve duygusal sorunlara bağlı oluşan hastalıklar azımsanmayacak boyutlara ulaşmıştır.

Öfke, kızgınlık, nefret, açgözlülük, kıskançlık gibi negatif duyguların iç dengelerimizi bozucu etkisi olduğunun çoğumuz farkındayız. Bunlar sadece bizim dengemizi duygusal olarak bozmazlar aynı zamanda fiziksel ve zihinsel olarak da sağlığımızı olumsuz yönde etkilerler.

Hastalanma dışında iyileşme konusunda da pasif ve çaresiz yaklaşımı olanlar değil hastalıkların da bir deneyim olduğunu ve bize öğreteceği yada eksik bıraktığımız bir şeyi duyguyu, tavrı çıkarmamız gerektiği fikrine sahip olanlar daha az hastalandıkları gibi daha da hızlı iyileşebilirler.

Bir olumsuzluk, hastalık yaşandığında gereğini yapmak önemli, dışarıya sorumluluk yüklemeden, davranış ve yaklaşımlarımızı değiştirmek iyileşmeyi hızlandırır. Bir değişiklik bastırılmış bir duygunun ortaya çıkıp ifade edilmesini sağlayabilir. İfade edilen duygu iyileştikçe sevgi ve affedicilik de görünür olur. Beklediğimiz oranda sonuç alamayınca da kendimizi suçlayıp yargılamayız.

Yakaladığımız hastalık doğanın denge sağlama mekanizmasının bir sonucudur. Bizler hastalığın dur! Yolunu değiştir mesajını aldıktan sonra gerekli değişiklikleri fiziksel, duygusal, zihinsel olarak yapmakla iyileşmeye adım atabiliriz. Hastalığı uyanış fırsatına çevirebiliriz.

Hastalık varsa tedavi de vardır. Tedavi bir bölgeyi onarmaktır, hasta edilgendir. İyileşme ise hastanın çabasını, katılımını gerekli kılan bir durumdur. İyileşme tekrar denge de olmak, bütün olmak demektir.

(Devam edecek)

Günay Gültakın

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.