Gelecek Köprüleri Nasıl Kurulur


İnsan canlısı dünya gezegeni üzerinde yaşam bulmuş bir varoluş... İnsan olmak, bünyesinde tüm dünya maddelerinin deneyimlerini taşımaya devam ederken, öte yandan dünya gezegeninde başka bir canlı ya da cansızda bulunmayan bir şeye sahip, şuur.

Geçmiş dediğimiz zaman, bünyemize aldığımız izlenimler bütünüdür. Bizim algımıza düşmüş deneyimler toplamı. Ayrıca, başka insanların biriktirdikleri izlenimlerin de, aktarımları toplamı diyebiliriz. Öyle ya yoksa tarih kitapları ne anlatırlardı. Peki, bu izlenimlere biz ne yükledik ki kalıcı oldular.

Mesele dünya gezegeni için bir hikayedir, insanlık tarihi açısından ise ayrı bir hikayedir. Her ne dersek diyelim ancak geçmiş ve zaten tükenmiş izlenimlerin birikimidir. Oysa şu anın içinde bu izlenimleri bizim için canlı tutan bir şey var öyle değil mi? Örneğin günümüzün en önemli meselesi Covid19 ya da Corona virüsü ele alalım... Bu, günümüzün realitesi, evlerimizden çıkamıyoruz, her ülke belli bir çapta bir kayıp veriyor. Dünya geneli bir gerçekliğe uyanıyor ki bu gezegende yaşayan tüm insanlar için ayrım yapmayan bir tehlike var. Ne banka hesaplarının şişkinliğine ne çıplak ayakla gezmek zorunda oluşunuza, ne renginize, ne ırkınıza aldırmayan ve tüm insanlık ailesi için ortak bir mesele. İnsanlık şuurunun, kendi varlığının bütünselliğine dair bir davet gibi sanki. Koskoca evrende, Dünya adı verilmiş bir gezegende, yaşam bulmuş bir canlı formu: insan... Kendi içinde bir bütün, insanlık ailesi.

İnsanlık canlılığı yaratılırken, bu canlı türü birbirini yok edecek hırslar, birini diğerinden ayıran yargılarla bireyselleştirilmiş ve aykırılaştırılmış bakış açılarıyla bu türü yaratıldığının dışında başka gözlerle görme fikrini bize kim verdi acaba?

Günümüzde ortaya çıkan birlik ve beraberlik çabaları, eskiden ulaşılamayan fiyatlarıyla sadece belli kişilerce izlenebilen sanat eserleri, konserler, filmler, şovlar şimdi herkesin ulaşımına sunuluyor akın akın. İnsanlığın muazzam keşfi “web” internet ağı, bağlantıları belki de oluştukları günden bu yana hiç bu kadar canlı ve yoğun kullanılmamışlardı. Birçok kişi yaptığı işleri, ürettikleri hizmetleri ücretsiz herkesin kullanımına açmış durumda. Daha önceleri kısıtlı kişilere sunulan arşivler paylaşılıyor. Bilgi ulaşmak isteyen kişiler için hiç olmadığınca açık durumda...


Bütün bunlar gelip geçecek ama yaşananların anısı ve tesiri insanlık üzerinde kayıtlı kalacak. Peki, bahsettiğimiz o gün, şu an için gelecekse ve gelecekte bugünün kazanımlarını hala yaşatabilmek istiyorsak ne yapmalıyız? Yaşanan ve karşılaşılan gerçekliğin anılarımızda saklı kalmış olmasının dışında, edinilen farkındalıkları, yarının daha güzel bir dünya realitesine ulaşmanın aracı haline nasıl getireceğiz, nasıl kalıcı kılacağız? Günümüzde bunun çabasını kalıcı kılacak ne var elimizde? Yaşananlar silinip gidecek, edindiğimiz duygulanımlar bizde yaşayacak ama daha öte bir kalıcılığa ihtiyaç var. Yarının davranışlarında, bugünün edinilmiş birlik ve bütünlük anlayışının kalıcı kılınmış yeni davranış modellerine ihtiyacımız var. Virüs geçip gittiğinde, kendi herkes bireysel kazançlarına, egolarının tatminine yönelip, milyonlarca insanın hayatını riske atan kimyasalların üretimine, kullanımına devam edip, savaş söylemlerine geri mi dönecek? Yoksa tüm insanlığın tehdidi altında, nasıl kenetlendiğimizi mi canlı tutacağız? Bizim insan olarak neye ihtiyacımız var?

Yarınımızda neyi canlı kılmak istiyoruz? Geleceği bugünden yaratıyor olmanın sorumluluğunu nasıl taşıyacağız? Bütün bunlar, nasıl ki geçmişin izlerini algı ve kavrayış olarak bünyemizde taşımaya devam ediyorsak, geleceği de bir hedef olarak içimizde tutmak, bunun gereklerini bugünden eyleme dökmekle mümkün. Ürettiğimiz düşünceler ve duygular hala geçmişin negatif izlerini taşıyorsa, yarınlarımıza ancak, öfke, kıskançlık, intikam, cimrilik vs. taşıyabiliriz. Oysa bugünün içindeki hediyeleri kendi gerçeklikleriyle görebilirsek, bütün yaratılmış nesnelerin içindeki Tanrısal yaratımın mucizeleriyle tanışırsak, bu bakış açısını edinirsek, yarınlarımıza taşıyacağımız şey de sevgi olur, yüksek duygular ve yüksek düşünceler olur. O zaman, bugünleri şu an yaşamamız bir anlam kazanır. O zaman, tam da şu anın içinde, tam da şimdide, hem geçmişin izlerini iyileştirir, hem an içindeki hayatın işaretlerini, izlenimleri doğru okuyabilir aynı zamanda da yarınlar için tortusuz, içinde negatif duygu ve düşünceler barındırmayan saf bir oluşum hazırlayabiliriz.

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.