Kıymetli olanın ne olduğunu anlamak... | Psişik Süpürge


Tüm arayış aslında içimizde madem, peki biz dışarıda ne arıyoruz? Hep dışımızda olup bitenler, insanlar, onlardan gelen tepkiler, yorumlar, imalar, beklentilerimiz, meraklarımız... İçimizi bulandıran kafamızı karıştıran, duygularımızı dalgalandıran şeyler hep başkalarıyla ilgili. Onlar karşısındaki kendi durumumuz ya da bizim karşımızda onların durumu üzerine varsayımlarımız.


Olaylar dediğimiz, doğa ve insan örgüsünün karşımıza çıkış halleri ve olup bitenlere verdiğimiz tepkiler. Dünya yaşamı bu eksen üzerinde bir sarmal çizip duruyor. Geçmiş dediğimiz, yanlış düşmüş izlenimlerle, gelecek dediğimiz olasılıklar alemi arasında nerede durduğumuzun arayışı içindeyiz.


Şuurumuzu arttırmak denen daha objektif bir bakış açısı edinmeye ya da şuurumuzu genişletmeye çalışmamızın ardında yatan gerçek ne? Olayların kendiliğinden oluvermeleri ve bizlerin ona sadece seyirci kalmamız ve başımıza gelenlerle mücadele etmemiz mi? Yoksa bir şeyler olup bitmeden önce olayların akışında söz sahibi olabilecek, yönlendirici bir güce sahip olabilmenin mi peşindeyiz...? Kazalara mı maruz kalacağız yoksa kaderin yazılımında pay sahibi olmaya mı geldik? Olduğumuzu sandığımız yer ile gerçekte olduğumuz yer arasındaki mesafe birbirine yaklaşır mı? Nerede kafamız karışıyor, nerede kendimizi kandırıyoruz?


Mutluluk insanın boyunun hizasındadır diye bir laf vardır. Ne kadar da doğru. Kendi gerçeğimizi yaşayabildiğimiz kadar içsel huzurdayız. Oysa dışarıdan bize öğretilmiş doğruların başrol oyuncusu olmaya çalıştığımız kadar da mutsuz ve tatminsiz bir yaşamın içinde sürükleniyoruz. Üstelik sosyal anlamda çok başarılı portreler oluştursak bile içleri boş ve içsel tatminden, mutluluktan uzak, hep bir şeylerin eksikliğinin hissiyle kalakalıyoruz.

“Ne yapsam olmuyor” edebiyatı artık gerilerde kalmaya çoktan mahkum da bizlerin onu tutan eski benlikleri onu bırakmaya hala direniyor gibi. Peki, çözüm nerede?


Büyürken bize empoze edilmiş iyi ve doğru bir insan olma, iyi hayatlar kurma, başarılı olma öğretilerinin gerisine uzanmayı denediniz mi hiç...? Aslında siz ne olmak, ne yapmak istiyordunuz? Taa çocukluğunuzun el değmemiş kalbinin derinliklerindeki gerçek arzunuz ne idi? Bunun gerçek olabileceğine dair hiç açık bir kapı bıraktınız mı? Gerçek içsel tutkunuz ne? Büyürken edindiğimiz ve bize öğretilmiş “iyi” olanı değil de kalbinizde sizi çeken şeyin ne olduğuna hiç kulak kabarttınız mı? İç sesiniz size ne söylüyor...?



Geçenlerde peygamberlerin hayatlarına bakıyordum, Hz İdris (Enosh/Hanok) terzi mesela... Hz İsa marangoz... Ne ilginç değil mi? Dünya üzerinde insanlık tarihinin yazgısını değiştirmekle, insanoğlunun gerçek varoluşunu anlatmak, hatırlatmakla vazifeli görevlilerin meslekleri ne kadar da sade. Oysa bizler bugün “başarı” diye dikilmiş kıyafetlerin içine sığmak için büyük mücadele veriyoruz. Bu kıyafet üzerimize oturmayınca kendimizi başarısız hissediyor, daha iyisini yapabilmek için kendimizden, özümüzden, özümüzün ihtiyaçlarından fedakârlık ediyor, o kıyafetlerin içinde yeniden şekillenmek için bütün enerjimizi tüketiyoruz. Üstüne üstlük bu kıyafetlerin bize dar geldiğini, bize yakışmadığını ya da ona ihtiyacımız olmadığını fark edemeden zaman denen döngünün içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Bizim gerçek ihtiyacımız ne? Şükürler olsun ki yeni nesiller bu konularda çok daha özgüvenliler. Ebeveynler bu durumu yeni nesil iyice çığırından çıktı, çocukları zapt edemiyoruz diye yorumlasa da çocuklar ne istediklerini, neye ihtiyaç duyduklarını daha iyi biliyorlar. Bu çocukların, özsel ihtiyaçlarına kulak verecek, bu konuda onlara yardımcı olabilecek ehil yetişkinlere ihtiyaç var. Bizler ne kadar üzerlerimizdeki özümüzün ihtiyacı olmayan kıyafetlerden kendimizi arındırırsak, gelecek nesiller için de o kadar yol gösterici olma şansımız artacaktır.


Bir yandan tüm evrenin sırlarının içimizde saklı olduğu bilip diğer yandan dışımızda gördüğümüz, adına hayat dediğimiz tezahür âleminin içinde olanı olduğu gibi kabul etmek ve bunun içinde şu an ihtiyacım ne sorusunu sorabilmek çok kıymetli.


Psişik Süpürge köşesini yazmaya başlayalı daha çok terapi süreçlerine değinmiş olsak da geçmiş ve geleceğin buluştuğu an’da olanlara karşı farkındalığımızı arttırmak gerçek iyileşmenin de anahtarı. Evet bunun için elbette yardıma ihtiyacımız var, elbette bu konularda eğitimlerimize devam ediyoruz. Bu sonsuz yoldaki yolculuğumuzda adımlarımızı bir bir atarken, her anın yeni bir an olduğuna açık bir kapı bırakmanın heyecanına kalbimizde her an yer vermeye hazır olalım.

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.