• Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.

Karanlığın Çarkından Özgürleşmek


Karanlık, Işık'ın olmayışı mı yoksa Işık'ın uzanamadığı, dokunamadığı yer midir?


Karanlıkta göremez insan, karanlık bizim göremediğimiz ya da görmek istemediğimiz gerçek midir yoksa? Bir karanlıktaydım eskiden bildiğim tek gerçek budur geçmiş yaşamıma dair. Şimdi biraz daha seçebiliyorum önümdekileri, yanımdakileri fakat tamamen görebiliyorum diyemem her şeyi. Geçmişte karanlıkta olup olmadığımızı nasıl anlarız? Kendini gözlemlemek de bir yöntem tabi ama en kısa yoldan kalbini, vicdanını yoklarsın aslında anlamak için.


Önce bunu görmek gerekir, görebilmek gerekir. Ben bir karanlığın içindeydim hala da belli bir kısmım içinde diyebilmektedir ilk adımı atmak. Sonra ne olur? Bir el uzanır yukarıdan, önce şüpheyle yaklaşırsın ama sonra saplandığın çukurun farkına vardıkça Yusuf muydu beni çeken yukarıya yoksa Yakup mu? Ne fark eder Yukarının eliydi işte asıl şimdi başlıyor arının işi, çünkü karanlıkta olduğunu fark etmen demek oradan çıkma arzusuna girmen gerekiyor demektir aynı zamanda.


Bizler, görünmezin arılarıyız. Çılgın gibi topluyoruz görünür'ün balını. Görünmez'in büyük altın kovanında saklamak için" Rilke


Kendini bilmek; kendini sevmektir. Kuru kuruya kimse kimseyi sevemezken tutup olduğu haliyle sevmektir kendini. Bir başkasını neden sever insan en derininde kendini sevebilmek için değil mi?


Kim, bağırsam, duyardı çığlığımı melek saflarından? Tut ki biri yüreğine aldı beni apansız: Yok olur giderdim daha güçlü varlığının önünde. Evet, güzel dediğin yalnız başlangıcıdır korkunç olanın, anca dayandığımız, tanırız onu, çünkü hor görür, umursamaz bizi yerle bir etmeyi."

Peki, söylesene neden sevemiyorsun kendini? Neden kendinle bu kavgan? Bilmiyorum deme çok da iyi biliyorsun aslında. Özünde daha bozulmamışken yeni doğandan, yani insan olmamışken henüz bu kadar erken, bir ışık taşıyordun içinde, yukarıdan emanet ismine. Bir farklı yurt vardı, kapısı sana hep açıktı; henüz renkli rüyaların, renkli hayallerin olduğu yemyeşil ovaların vadilerin arasından uzanan bir yolla ulaşıyordun ama çok kısa sürdü, ta ki annen sana isminle sesleninceye dek. Bir ismin olduğundan beri, bir şarkın olduğunu unuttun.


İşte şimdi kendinle ilgili her türlü gerçeği yeniden hatırlamak zamanı. Kalbinde o söndü sandığın ışığı, toz toprak altında kalan yolları yeniden keşfetmek zamanı. Bunu ancak çalışma ile yapabilirdin. Karar verdin, başladın; şimdi ise belli bir farkındalığa geldin. Artık dönüp bakmak zamanıdır kendine, içine, derinine ve korkmadan. Göreceğini sandığın o salt karanlık değil o ışığın yeniden parıldamaya başlayan izidir. Çünkü farkındalıkla aydınlattığın yerlerin envanterini çıkarmadın ki yolda yürümeye devam ederken, korkmadan dön bak o yüzden... Göreceğin aslında tam da sevmek istediğin ve sevebileceğin o kişi. Gör bak nasıl da çıkabiliyor artık senden sevgi, geçmişte yalnızca çıkan korkuyken artık yerine ışıklı bir şeyler yayıyorsun ve verdiğinin zaten sana emanet bir ışıktan ama sonsuz kaynaktan gelen olduğunu gördükçe vermeye devam edeceksin. İçindeki bütün korkuların yerini yalnızca sevgi aldığında aradığın o sevginin zaten sonsuz kaynaktan sana aktığını anladıkça yeniden renklenir rüyalar, hayaller ve bakarsın açılır o içindeki patikaya çıkan kapı yeniden.


At bir kenara ismini, üç bilemedin beş harften ibaretti zaten. HATIRLA aradığın o bütün boyutlar sen yürüdükçe dışında dışarıda değil yalnızca içinde açılacaklarını hatırla. Yürüdükçe sen yolları, karanlık sızlanır; devamlı aç gezen karanlık bırakmak istemez en nadide besin kaynağını, hele ki Işık'a doğru yürümeye karar verenin daha tatlıdır geçtiği acıları. Ama sen fark et içinde gizli olan o besin kaynaklarını, olur olmaz en ufak şeylere sinirlenme mesela, hiç suçun olmadığı halde kırıldı mı karşındaki sana? Olsun gönlünü al o ışık hepimizin, kendine saklamak ne sana ne diğerlerine fayda. Kader yolun dikenli mi hala batıyor, kanatıyor mu seni? Sızlanmadan yürümeye çalış. Hayat aynı acıları tekrar tekrar önüne mi servis ediyor? Göremediğini görmeye çalış. Bir başkasının sana baktığında gördüklerini görebilmen için hala ayna mı gerekiyor? Üzülme gün gelecek hoşuna gidecek aynalara bakmak. Karanlık ne ile beslenir, en çok ne ister senden? Bir döngünün içinde geçmişin "suçlusunu" masum, "masumunu" suçlu kılar senaryonda sen her kırbacı vurdukça ona fark etmezsin kendini yaraladığını, acıttığını çünkü karanlık en çok bundan zevk alır. Bu çukurun içinde, hayalin içine iyice gömülmeni ve artık karanlığa gözlerin alışıncaya dek orada kalmanı ister. Seni kurtaracak olan yine kendi kalbinden başkası değil önce merhamet et ona ve arındır sonra, o zaten seni çıkarmak için üç kere seslenecektir sevgiye ve ışığa, bu çalışma, bu toplanma, bu duyduğun onun ilk seslenişiydi.