Maddenin açlığı


İster kütle kazan, ister sadece enerji formunda kal madde dünyasına geçtiğin an açsındır, beslenmek istersin. Seni doyuran şey, sadece yediğin o maddeler değil aldığın izlenimleri de sindirebilmektir. Bu fikirle ekildiğin evrenden her şey sınırsız ahengin tohumları olmaya, toplu şekilde titreşmeye ve haberleşmeye dair devam eder… Bizi maddede olmaya ilerleten şey istek yasası, ruhumuzun bu işe gönüllü olmasındadır. Öyle kolay bir durum değildir gönüllüğü seçmek. Atom altı parçacık dünyasından, kompleks çeşitlilikten oluşmuş bir organizasyon şebekesi olmuş maddeler topluluğuna kadar her şey fedakarlık denen zenginliği daha yükseklere taşımak için yarışan bir icap hareketi ile de ayrıca beslenir. Asla bu yaptıkları süreci sorgulamadan devam ederler… Ne zaman ki daha yüksek insan şuuru kademelerine ulaşırlar, şimdiye kadar farklılıkla beslenen dualite kavramlarında bir hedef değişikliği isteği onları değişime zorlar. Artık daha kaba enerjiler değil ince süptil olanları sindirmeli, onların ait olduğu yüksek merkezlerin yasası ile davranmalı ve ilk yaratıldıkları ortamlardaki madde bileşenleri ile karşılaşmaya hazırdırlar. Açlık aktif sabırla şuurlu bir sistematiğe dönüşür, sadece hayatta kalmak değil başkalarını da hayatta tutmak ve beslemek için önce sorumluluk, sonra yükümlülüğe uzanan yeni bir döngüsel üretimin sahibi ve parçası olurlar.


İşte ışıktan gelip, görünen alemde bir dizi gelişim izledikten sonra tekrar ışığa dönmek üzere sahip olduğumuz açlığın ufak bir açılımı. Ama tamamı değil. Yüksek boyutlardaki ince enerji bedenleri, kalp denen bir manyetik alanla kusursuz olana kadar hala süptil beslenmelere ihtiyacımız var. Kusursuz olmanın bedeli, kalpten olmanın bedeli başkalarına hayatınızda sizden önce yer verebilmeniz, sevmenizdir. Bilgeliğinizle öğrenmeye devam etmenizdir… Yine yeniden izlenimlerle beslenirken, daha yüksek merkezlerin enerjileri alçak gönüllülük ve tevazu ile örülür.

Bizi biz kılan da bu özelliğimizdir….


Işığın kalbinde büyümek için alçakgönüllükle sevelim,