Olanları Olmaya Bırakma Sanatı


“Simsiyah gecenin koynundayım, yapayalnız,

Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor…”

Çoğu zaman içimizdeki bariyerler klasik dünyanın dertleriyle karşılaşınca kendilerini görünür kılıyorlar. Ve paspas altına itilmiş, görmezden gelinmiş ne varsa tüm haşmetleriyle ve gerilerde kalmanın verdiği sabır ve hırs ile özellikle travma anlarında ortaya çıkıveriyorlar.

Nasıl mı?

Kendine acıma olarak, kendini haklı görme olarak, şiddet olarak, dedikodu olarak, çok konuşma olarak, boş konuşma olarak..... Anlayacağınız uzun zamandır açıkta bıraktığımız her zaafımızı sel suları altında bırakmaya kararlı olarak karşımızda beliriverirler, sel suları beraberinde size ait olmayan ve sizi diplere daha derinlere indirecek ağırlıkları sizin toprağınıza bırakıverir böyle zamanlarda...

***Peki o siyah derinliklerde sana ait olan ve olmayan tüm bu kaba maddelerle yüzleşirken "SEN" neyi hatırlamalısın?

(Suyun altındayken duyulan suyun üstündeki bir konuşmanın sessiz yankısı kısık bir ses:

"En azından öncelikle onurlu bir insan olabilmeyi başarmayı"?)

***Peki, neyi unutmuştuk aslında bunca kalabalık arasında, sürüklenirken kontrolümüz ellerimizden kayıp gitmişken?


(Yükseklerden tok bir ses:

“ Hangi taraftasın? Klasik dünya mı? Yoksa yüksek dünyalara açılan tarafta mı?)

*** Neyi bırakamıyorsun o halde ?

(İçsel bir ses en derinlerden: “Korkuları, bağımlılıkları, sen sandığın ve sana ait olduğunu sandığın her şeyi?”)


Şimdi her şey sustu değil mi? Çünkü doğru sorular senin için belirdi. Işığa daha yakın tarafın harekete geçti, çünkü bir anlığına durdun sen, gerçek sesleri duymak için?...

Çünkü nefes aldın suyun altında olmana rağmen, sadece kendin için değil ,başkaları için de...

Çünkü kabul ettin ,ve teslim ettin iradeyi, çünkü anladın sınavın tam da unuttuğun o ince tesirlerle birlikte tsunami dalgalarının tam ortasında bir yerlerde...


Daha gerçek bir "sen" olma şansı , bırakabildiğin ölçüde atabildiğin her adımda...

Olanı olduğu gibi kabul et ve olacağı(her ne ise artık) neşe ile karşıla...Sahip olduklarını sadelikle donat ve sımsıkı tuttuklarını bırak artık iradenin akışına...İnsanın kendini dinleyebilme, kendiyle yüzleşebilme şansı çok kıymetli, çok gerçek...Bıraktıkça eksilmiş sandığın her yanınla sadeleşeceksin ,işte bunu tercih edebilme şansı çok kıymetli, çok daha gerçek…

Kimse için seçim fırsatı yaratamaz. İnanç ve irade sözlerle anlatılmaz. Yardımın şeklini bilsen bile kimse kimseyi daha iyi bildiği için bükemez. Asıl olan bizde olanlardır, unuttuklarımız ve hatırladıklarımızdır.


Bazen sadece durmak gerekir. Olayların içinde değil şöyle biraz gerisinde durmak, bunu yapabilecek manyetik alana sahip olduğunu bilmek ve güvenmek...

Bazen sadece susmak gerekir, içinde konuşanlarla birlikte susmak.

Çünkü bu tsunaminin içinden hep beraber geçeceğiz çürümeden dağılmadan, güneşin suları ile yıkanıp, çölün rüzgârları ile kurutacağız kendimizi. Çorak kalmış bir toprağımız kalmayana dek.

Üzerine bastığımız tahtayı kaldırmaya çalışmak yerine, içsel sessizliğimizle, dinginliğimizle, dikkatimizle ama en çok sabır ve güvenimizle neşe içinde , bazen sadece durmak gerekir...

Tüm fırtına geçip giderken anlayın ki "felaket" sandığımız aslında bir yeniden doğuş sancısı. Doğa enerjisini yeniye, daha “gerçek” bir yer açmak için felakete çevirmez mi hem? Değişen doğa ise dönüşen de aslında, sizsinizdir.

Sonrasında işte, kalan sağlar bizimdir, daha sağlam adımlarla daha gerçek, daha aydınlık bir yol için sağlam kalanlar bizimledir. Çünkü güvenen ve affeden taraflarımızdır onlar. Daha gerçek bir "ben" in parçalarıdır.


Zaman değil, sevgi ve sabırdır her şeyin ilacı. Olanları olmaya bırakma sanatı denen, tam da budur aslında, sevgi ve güvenle fırtınanın içinden geçebilmek bu kez, kendini ararken başkalarına yardım edebilmenin potansiyellerini bulmak, bütün deneyimlerin pozitif olduğunu bilmek, ihtiyacın Hızır gibi fırtına kıyafetiyle yetiştiğini bilmek…


Unutmayalım her ruh bu büyük güvenin bir parçasıdır…

“Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor,

Duyuyorum,görüyorum,biliyorum…”

Oluyor olanları ahenkle yaşamaya…

  • Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.