• Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.

Sorumluluk Üzerine Notlar


Görmek, sorumluluk getirir. Gördüğünde sorumlu olursun. Zaman gibi, görmek için zaman gerekir. Bir şeyle sen arasındaki ilişkiyi ve izni tanımlar zaman. Arzunun gerçekleşmesi için gerekendir. Bu bakımdan sorumluluk arzuların da kontrolü, komşuya yönlendirilmesidir.


Peki, gördüğün şeydeki sorumluluğu nasıl anlayacaksın? Nerede başlar nerede biter? Bunun için yaşam dansını gözlemeyi öğrenmek gerekir. Sürekli bir dans hali. Dansı merkezlerin ahenkli hareketi olarak alıyorum.


Kişi ya kendi kendine dans eder, kişiliklerin dansıdır ya da hiyerarşinin ahenkli dansını sergiler. Bir yerinden anlamaya gayret ettiğimiz hiyerarşinin işlerini gözlemek, gözlediğimiz ile gözlenen arasındaki geçişlerin, notanın fikrini verir bu dans. Benlikleri aradan çekersek, mükemmel dans diye bir şey olmadığını anlayarak o an katabildiğimiz kadar kendimiz ile dans ederek.


Siyahın ve beyazın birbiri içine geçmesine olanak veren şuursuz davranışlarımızın yarattığı astral kirlilik bir süre sonra savaş alanı haline gelir. Olmaması gereken türden varlıklar beslenip dururlar. Kozmik besin ile beslenen insanlık ailesi, çıkardığı ışık itibariyle aşağıları besler. Haz arayışı, ışığı düşürür. Verdiği her karar ile görünmeyen şekillenir. Şekil, karar vericinin sorumluluğu olduğundan adrese teslim işlerimiz vardır.


Kara cumayı beklemeden oldukça indirimli satın alırız bu işleri. Sanat koleksiyoncusunun kibrini taşıyabiliriz. Aynı, senin tohumlarına bu toprakları vereceğim diyen yukarısı gibi tohumları dışarıya, dışsal topraklara veririz. Dışsal çocuklar doğarken, bizi güneş için besleyen dünyaya erkek çocuk veremeyiz. Gezegen ile döner dururuz.


Bahçemize iyi bakmalıyız. Metinlerde geçtiği gibi bakir ve saf olmalıyız. Buradaki her şeyin içsel olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. Buradaki kasıt fiziksel bakirelik değil, içsel bakireliktir. Sularımız bakir olmalı. Sularımız bakir mi? Olaylar suda başlıyor. Bu dünya suların dünyası. Suda vaftiz oluyoruz, sudan doğuyoruz. Tanrı’nın ruhu? Suların üstünde dolaşıyor. Eden bahçesinden sular çıkıyor, aşağıdaki bahçeye gidiyor. Oradan dört kola ayrılıyor. Peygamberler suların üzerinde dolaşıyor. Hatta şimdi dizisini bile izliyoruz. Sular şarap oluyor. Temizlenmelerimiz suda oluyor. Kendimizi suyla yıkıyoruz. Hikayelerde çocuklar suya bırakılıyor. Kızıl denizin sularından geçiyor bir kabile. Daha birçok şey, kuyular, nehirler, denizler, sular. Ne oluyor burada? Ne anlatmaya çalışıyorlar bize? İçsel olanı arayalım.


Bilgiler arketipler dünyasında, formsuzluklar dünyasında saklı. Kök bilgiler orada, sembolizmle ifade edilen, çeviri hatalarının yapıldığı yer orası. Kök orası. Orada üçgenler, dörtgenler, beşgenler var. Geometri ve simyanın sonuçları var. İnsanın arketipsel sorumlulukları orada.


İnisiyenin sorumluluğu kendisini bilmesidir. Hayatlar boyu kazandığı liyakatleri bu hayatında hatırlayabilmeli ve geliş nedenlerine dair olanı gerçekleştirmek için çaba içerisinde olmalıdır. İçsel üstatların ve hiyerarşinin sütunları, ışığı içinde ilerlerken paylaşmak ve sevgi ile etrafımızla bağ kurmak bizler için birer sorumluluktur.