• Wix Facebook page
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon
  • Wix Twitter page
  • Google Places Social Icon

Adres: :Asmalı Mescit Mah, Asmalı Mescit Cd. No: 19 D: 3 34437 Beyoğlu/İstanbul

T: +90 (212) 245 22 26

T: +90 (212) 245 22 01

E: info@yukseksuur.com

© 2019 Yüksek Şuur Bilimleri Derneği 

Bu site içeriğinin tamamı için, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15.Maddesi uyarınca içeriğin kısmen veya tamamen kullanılması halinde eser sahibinin ve sitenin ismen belirtilmesi yasal olarak zorunludur.

22 İlke

Şuursal yükseliş için ilkelerimiz bize yardım eder. Yol'un, "kendini bilme"nin sözlü geleneğiyle güncel deneyimlerin buluştuğu ilkeler dönüştürücü etki yapar.  Gerçek anlamları yakalamak için kalıplarımızı 22 İlkeyle aşmaya çalışabiliriz. Böylece içsel maceralarımızı nasıl elde ettiğimizi örtmeden ruhsal özlerimizi paylaşabiliriz.

1. İlke: Yol, Teslimiyet, Senin İraden Olsun

Yol, arayışa başladığımız yer, kendimizi aramaya başladığımız yerdir. Yolun harcı; görünmeyendekine inanmak ve güvenmektir. Senin iraden olsun kadercilik değil, her şeye güvenim tam demektir. Çünkü yol sizinle devam etmek için size güvenmek ister. 

2. İlke: Birlik, Tesirleri Okuyabilmek 

Birlik, tesirleri okuyabilmekle fark edilmeye başlanır. Olayların diliyle konuşan akış bizi kendine çekmek için ve bize güvenip bizimle akmak için çoktan bize doğru çekilmiştir. Sezgisel aklımızla biz de Birlik'e çekilmişizdir; ama zihin ve duyguların perdesi bunu engeller. Birlik kapısını ikilikleri yaşamadan bulamayız. İkiyi "bir" etmek için sezgisel akla geçmeli ve bedenin kadim gizemlerini öğrenmeliyiz.

3. İlke: Şuur, Işık, İrade, Dikkat
Birliği, tesirleri, verme duygusunu, yola teslimiyeti ve anlamak için şuura, ışığa, irade ve dikkate ihtiyaç vardır. Her şey ışıktır. Işık, şuurla kendini görünür kılar. Dürüstlük, sadakat, fedakarlık ve neşeyle yol alır. 

4. İlke: Zihin, Benlikleri Gözlemlemek

Çalışma der ki; eğer siz duygusal olarak negatifseniz, o merkezinizi kullanamazsınız. Çünkü negatif olarak çalışan bir şey, doğru olarak çalışmaz ve size hep yalan söyler. Her olayın içine gir ama olayla olay olma. Çünkü negatif olmamak senin sorumluluğundadır.

5. İlke: Kader, İlham Almak, İlham Vermek
Yaşamımız sadece bize ait bölünmüş bir zaman ve mekan değildir. Ailelerimiz, dostlarımız, karşılaştığımız insanlarla kopmayan bağlara sahibiz. Bu bağların işleyişi hiç şaşmayan evrensel bir dengeyi oluşturuyor. Tüm evreni kaplayan yaratıcılığın bir parçası olan insan bunu hatırladığında ilhamlara açık hale gelir. Duyduğu şükran ile yüksek şuurdan gelen ilhamları paylaşmak, özündeki "vermek" ihtiyacını karşılar. Atıl, pasif veya sürüklenen olmak yerine yaratıcılık enerjisi ile alışverişe geçtiğinde kaderin aktif, çalışan bir dişlisi olur, hazır olan tüm potansiyellere şuur maddesi üretir.

6. İlke: Alçakgönüllülük

Eğer "ben bilirim, ben yaşarım, ben yaparım" düşünceleri ile takılıp kalmışsak, mutluluğumuzun bu fikirlerde olmadığını anlamışız demektir. Bildiğimizi zannettiğimiz her şey aslında bilmediğimiz bir dünyadır. Şu anın doğasına uymayan her söz, her davranış, her düşünce bırakılmalıdır. Alçakgönüllülükle insan, yüksek şuura duyduğu güven ve teslimiyetle anın içindeki ilhamlara açık hale gelir. Mutlulukla aldığı bilgi ile tamlık içinde ilerler. Birliğin ihtiyaçları ile uyumludur. Alçakgönüllülük, ben duygusunu aşmak için kullanılacak davranış biçimlerini formüle eder; vermek gibi, diğerkamlık gibi, komşumuzu kendimizden çok sevmek gibi... 

7. İlke: Vazife, Bağlanmadan Aşk ile Yürümek

Kozmosun sonsuzluğu içinde; üzerinde bulunduğumuz nokta neresi ise, bu noktada olmamızın bir amacı, bir hedefi olmalı. Eğer bir varlıksal hedefimiz varsa; hedefe bağlı yürümek başlıca vazifemiz olur. Eksiklerimizi tam  etmeyi, tam zannetiklerimizin eksik olduğunu görmeyi ve her aşamada daha yukarısı olduğunu anlatır bu ilke...

8. İlke: Hız ve Dikkat

Ruh, potansiyel harekettir ve içinde dikkat taşır. Dikkatiniz neredeyse oradasınız der öğretmenler ve eklerler; ruhun hızı yol ve zamanla ilgili değildir. Hız doğru anda doğru ihtiyacı cevaplamaktır. Bazen dinlenmemek üzere yarışa başlayan kaplumbağa, bazen sorusunu cevaplamak için dünyayı dolaşıp, aradığı cevabı kapı komşusunda bulan derviş, bazen de zihinsiz kalpten cevap veren bizdir.

9. İlke : Tohum Olmak, Tohum Olmayı Bilmek

Ne olduğumuzu bilmediğimizi anlatır bu ilke. Bir tohumun ne meyve vereceğini tohumun kendisinin bile bilmediğini söyler. Görünmez bir fikrin, bir kelam ile görünür olmasını öğretir. Açığa çıkmamış kendi potansiyelimizi keşfetmemize ve kendimizi bizzat kendi fikrimiz ile  dönüştürmemize fırsat verir. 

10. İlke : Alabilmek, Almayı Bilmlek
Ruh’un ihtiyacı nedir ve bu ihtiyaç nasıl karşılanır? 10. İlke de olanı olduğu gibi alçak gönüllük ile kabul etmek öğrenilir. Hedefe ilerlemek için gereken özsel ihtiyaçlarımızı kabul edip ve bunları dünyevi isteklerden ayırt ederek kendimizi özgürleştirebilmemize yardımcı olur. 

11. İlke : ​Denge

Ne fazlası ne azı, ihtiyacımız kadarı. Fazlasını farketmez, azıyla tatmin olmayız. Fazlasıyla başkasına borçlanır, azıyla alacaklı hissederiz. Arayış devam eder. Oysa ihtiyacımız kadarı; kalıcı olandır. Denge; kalıcı olanın bilgisinin bize ulaştığı bir gerçeklik, bir tamamlanma halidir. Saf, basit ve sade. Arzularımız ile korkularımızın farkındalığı ve tüm ihtiyaçlarımızın karşılanacağına dair güven duygusuyla yaşayarak kalıcı olmayı öğreniriz.

12. İlke : Zaman ve Sabır
Sabır atalet değil, aksine yeniyi getirendir. İçimizde ve dışımızda süregelen devinime kapılmadan durabilir ve seyredebilirsek hayattaki tekrarlarımızı, döngülerimizi kırabiliriz. Kişisel algımızın ötesinde daha bütüncül bir yaklaşımı benimsemek yeni bir gerçekliğin kapısını aralar. Bu iradeyi gösterebilmek ve sürdürebilmek ise sabır isteyen bir süreçtir. Olacak olana güven duyarak ve rıza göstererek iradenin doğacağı sabrı yaşatırız. 

13.İlke: Merhamet, Şefkat, Adalet
Merhamet, şefkat ve adalet sadece bu dünyada yaşayan erdemler değil, birliğe yolculuğumuzda bize yol gösteren ince enerjilerdir. Kalbimizdeki sevgiyi, idrakimizdeki düşünceleri vermek, paylaşmak isteğimiz koşulsuz ve sınırsız olabilir. Bu iyidir. Fakat karşımızdakinin alacakları ancak kendi ihtiyacı kadardır. Adalet ilkesi burada yardıma gelir ve der ki; "ihtiyacından fazlasını vermek, yük oluşturur, insanın özgün deneyimlerini engeller". Böylece kendimiz için değil, bizde çok olduğu için değil, sevginin nötr ve doğal hali ile vermek fikrini bize hatırlatır. İşte sınırsızca akan bu gücün vicdana uygun olarak sınırlanması ile oluşan iyiliğin adı merhamettir. 

14. İlke : Uyanmak, Canlanmak, Hatırlamak
Uyanış hiç bir şeyin sandığımız gibi olmadığını, sadece öyle göründüğünü, derinde ve daha derinde hakikate uzanan bir yol olduğunu fark etmeye başlamaktır. Ayrı olduğumuz illüzyonu yerine, istesek de ayrılamayacağımızı, birbirimize görünmeyen ve asla kopamayacak bağlarla bağlı olduğumuzu hatırlamaktır. Zihinsel düşüncelerimizin ve negatif duygularımızın bize söylediği yalanlara "dur" diyebildiğimizde, içimizde başka bir gerçeklik belirir. Hem yeni hem değil, hep oradaydı ama şimdi gördüğümüz...

15. İlke:  Güven, Şüphesizlik, Korkusuzluk

Bu ilkeyle birlikte "sakinlik" bize gelir. Ekstra çaba içine girmez artık kişi. Gerektiğinde de en son gücünüze kadar da çabalarsınız. Hayatın içinde akış olduğunu, her şeyin kendi ahenginin olduğunu, sistemin kıl kadar şaşmadan aktığını bilir kişi.  İçerideki şüphe maddeleri yavaş yavaş sizden uzaklaşmaya başlamıştır artık. " Aceleci " olmak gibi bir şey ortadan kalkar. Vicdan uyanmıştır, artık apaçık hissedersiniz sizi izlediklerini. Her şey daha da açık, bir o kadar da kapalı hale gelmiştir bile ...

16. İlke : Negatiften Kurtulmak

Gözlerimiz hem içeriye hem de dışarıya baksın. Bu ilke bize doğru bağların nasıl kurulması gerektiğini anlatır ve gizliden gizliye komşu denilen kavramı bize gösterir. Sözlerinizde sevgi olsun diyen kadim bilgelik öğretisi tam da burada başlar. Dışımızıdaki imajinatif olarak yarattığımız etki ile cesurca karşılaşmak için bu ilkenin enerjisinden faydalanabiliriz. Kadim bilgelikte şöyle geçer " Kibirlilerin arasında oturmam". Görünmeyeni arıyorsak kibirimizle yüzleşmek zorundayız ki kendi gerçeğimiz görünür kılınsın.

17. İlke: Kalpten Olmak, Kalbi Kullanmak

Kadim öğretiler sözlü gelenekler ile günümüze taşınmış. Hoca-öğrenci arasındaki ilişki ağzıdan ağıza, sözden söze devam etmiş. Kimisi yazılmış, kimisi sözlerde kalmış. Bu ilke bize şimdide olmayı ve genişlemeyi anlatır. Kalbimizin sözleri ağzımızdan çıkar ve her yöne yayılır. Kah kalpleri açarız bir oluruz yollar ile kah kalpleri kırarız bir oluruz tozlar ile.  Kalp cihazı bizi nötr halde sevgi kanalı bağlar. İçsel bilme ve sevgi halini yaşarız doğal olarak, hayatımız sadeleşir ve yapacaklarımız daha da belirgin hale gelir bu cihazı kullandığımızda.

18. İlke: Aşka Geçmek, Aşk ile Yürümek

Kadim öğretiler sadık olanlara öğretilirmiş. Sadakat için çalışma sabrına yani aktif sabıra da ihtiyaç vardır. Beklemek anlamına gelmeyen aktif sabır, içinde aşkın ateşini ve akışın iradesini taşır. Aşk hali, kurduğumuz bağlardan bize gelen ateşin dozunu gösterir. Artık yanmaya doğru geçerken hareket etmek, yürümek kişi için kaçınılmaz olur. Ne yöne baksa onu görür ve daha çok yanar. Başka türlü dönüşmeyeceğini bilen inisiye, aşkın ateşini içsel olarak hep harlı tutmalıdır bu ilkede.

19. İlke: İzlenimler Mutfağı, Dua Edebilmek

İzlenimler mutfağı manyetik alanımızı çoğaltmayı hedefler,dua ile birlikte, ama önündeki üç engeli aşmalı. Nedir üç engel? 1- Tembellik. 2- Zihinsel Sağırlık 3-Açgözlülük  Başkalarıyla paylaşıp tesirleri çoğaltması gerekirken kendinden başka hiç kimseye kulak asmaz ve kendinde olanı başkasına vermez. Basit gerçeklerle ifade edeceğimiz şeyleri yapmayıp karmaşık dualarımızın içine gömeriz. Dua ederken samimiyet içinde sevgiliyle diyalogla gibi olmalı; ancak dua ettiğimiz makamı  bize benzetmeye kalkarsak dua bir yere gitmez. Olağan şuur seviyemizin üstüne çıkabilmeliyiz. Duayı zorunlu bir uğraş olmaktan çıkartabilmeliyiz.

20. İlke: Verebilmek vermeyi bilmek:  yapılacak işte benimde enerjim olmalı benimde emeğim ve çabam olmalı şeklinde canlı hale gelebilmelidir. Bu aç gözcülüğü yenebilmektir....” hiç kimseyapmaya yatkın olduğu şeyi yapmakta ağır davranmamalı. “Bu tembellikle uğraşmaktır.. alma mecburiyeti anlayışından kurtulmak içsel kale almayı bırakıp dışsal kaale almak buda zihinsel sağırlığımızı yenmektir..verme işi bir haz alma işi değildir.verme işi  ver kurtul anlayışıda değildir varlıksal olarak yukarını işini yapmaya hazır olmaktır

21. İlke : Vicdan Dualitesi

Vicdan dualitesi, ikinin tekrar bir olma çabasında hizmet eden bir mekanizmadır. ”Komşunu kendin gibi sev”, ilk basamağıdır. Söz, düşünce ve eylemlerinle bunu sergileyebildiğin oranda basamaklar seni yavaş yavaş vazifeye tırmandırır…

22. İlke : Ruh, Madde, Mutluluk

Anlam dünyasına bir kapı açmıştık, yolun en başında ve yolu, “senin iraden olsun” diyerek, teslimiyetle adımlamıştık. Varılan yer ise asla son değil. O sadece, perdelerin aralanıp gören ve görünen arasındaki sınırın giderek silikleştiği, gönülde tat bırakan bir “an”.